Bilincimizin Anahtarları

 

 

Ses bilgiyi açan anahtardır. Titreşen her şey, hepimiz, sözler sestir. Karmaşık düşünmeyelim gerçek basittir. Her hangi bir zamanda, gazetede okuduğumuz bir satır, TV de duyduğumuz bir cümle, sokaktan gelen bir haykırış, komşudan gelen bir kahkaha, bizde farklı çağrışımlara neden olur. Beynimizin bir köşesinde sessizce duran bir düşünce, tek tek birleştiremediğimiz gerçekler sanki sele dönüşür, içimizde bir kapı açılır, bazı problemler çözülmeye başlar, sanki içimize doğarlar ve gerçeğin ışığını sezeriz.

Elindeki tası, ağzına kadar dolu kurnanın üstüne bıraktığında, taşan suyun şıkırtısı,  Archimet'in zihninde havai fişek gibi patlamış, evraka diye bağırarak hamamdan dışarı fırlamıştı. Kralın tacının saf altından olup olmadığını nasıl anlayacağını bulmuştu.

Bu durum bir bilgiye kanca takıp benzerlerini arka arkaya çekmektir. Benzer titreşimlerin olduğu alana giriş yapmaktır. İçime doğdu deriz ya... İçimiz dediğimiz yer neresi, dışımız neresi, gerçeğin bilgisi nerede, biz neredeyiz, evrenle nasıl bir bütünlük içindeyiz? O içimdeki titreşimi tetikleyen ses, ben hangi şuur seviyesinde isem, hangi yolda yürüyor isem kilit oradan açılır. Kilit, bir konu üzerinde yoğunlaşanlara, akıl yürütenlere açılır. Şans hazırlıklı zihinlere güler. Elma ağacının altında, hem de uyurken, başına donk diye elma düşünce, yer çekimini keşfeden Newton hangi kulvarda yürüyendi? Düşünce vardır, düşünce yaratır... Gelişim ve beceri ile hızlanan düşünce...

Demek istediğim, nasıl bir ses duyarsa duysun kilit, hazır olmayan zihinlerde açılmıyor. Son günlerde şöyle söylemler var. Bir yüksek titreşim dünyaya gelecek, herkes üst gerçeğe ulaşacak. Böyle bir şey olmayacak. Evet, titreşim yükseliyor. O yüksek titreşim bizler ne durumda isek, onu çoğaltacak. Duygularımızın tetiğine daha çok basılacak. Eğer öfke dolu isek, daha çok öfkeli, korku dolu isek daha çok korkacağız. Eğer egomuzu frenleyebilmiş, sevgiye giden yolda isek, daha sevgi dolu olacağız. Ancak genişlemiş bilinçler bu titreşimde kârlı olacaklar.

İsrafil'in suru hakkındaki rivayetler muhtelif. Kimi düşünceye göre baştan beri zaten ötüp durmakta ve onu duyanlar kıyam etmekte, yani ayağa kalkmakta. Ve bilinç sahibi olanlar bir üst boyuta geçmekte. Duyamayanlar ise duyacakları zamana kadar, bilinç sahibi oluncaya kadar, dünya hoşlukları içinde yollarına devam etmekte. Kimi düşünceye göre ise, doğru yol içinde olan bilinçli insanlar, İsrafil suru üflediğinde onu duymayacaklar ve zarar da görmeyecekler ama günahkârlar onu duyacak ve delirecekler. Hangisi sizce daha mantıklı?

Genelde dünyamız insanlarının ne durumda olduğunu, artan şiddet hepimize anlatıyor. ABD’nin dünyaya uyguladığı ahlak ve vicdan dışı şiddetin, kasırgalar yolu ile bumerang gibi kendisine döndüğünü görüyoruz. Kasırgalar, seller sadece ABD de mi var?  Evet, pek çok yerde. Bizler birbirimizle sevgiden uzak ilişki içinde olduğumuz müddetçe, olumsuzluklar belli bir eşiği geçer geçmez, doğanın cevabı demeyeceğim, kendi düşünce ve davranışlarımızın yarattığı titreşimlerin cevabını alacağız.

Aslında sevgi ve kolaylık eleledir. Bir soruna çözüm bulmak için, biraraya gelip beyin fırtınası yapanlar, birbirlerindeki kilitleri açmak için düşünceleri ile titreşim yaratarak, tek başınayken bulamadıkları çözümlere, birliğin gücü ile yükselen titreşim alanına girerek ulaşırlar.

Bizler de tek başına ulaşamayacağımız üst değerlere birlik olup ulaşmaya gayret edenleriz. Beraberce yaratacağımız titreşim alanlarının bizi bir üst gerçeğe taşıyacağını, amacımıza uygun davranışlarla, sevgi ve doğrulukla bizden bekleneni yerine getirmeyi planlayanlarız.

Şüphesiz insan çok şeye muktedirdir. Son ana kadar umut vardır. Bizi gerçeğe ulaştıracak olan kendi seçimimizdir ve anahtar budur.

Günal Gölhan - 5.1.2013  *dostsite.org*