dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

Zaman ve Müzik

YAZICI DOSTU

Bizler birçok bilinç seviyelerine sahip varlıklarız. Bu yüzden olayları ve kavramları algılayışımız da bilinç seviyelerimize göre farklılık göstermektedir. Sadece tek bir Gerçek olmakla birlikte bu tek gerçeğin birçok algılanış şekilleri vardır.

Bir zamanlar bizler dünyada hayal bile edemeyeceğimiz bir farkındalık düzeyine sahiptik. Şimdi bu farkındalık düzeyinden çok uzağız. Çok önceleri(16.000 Yıl) meydana gelen bir dizi olayların sonucunda insanlık son derece yüksek bir realiteden ayrılarak, birçok boyuttan ve sür tonlardan (üst ton, yüksek frekanslı ton) geçmiş.  Yoğunluğu giderek artan,  şimdiki bizlerin bulunduğu dünya gezegeninde 3.boyut dediğimiz yere sözün tam anlamıyla düşmüştür. Burada anlatmak istediğim insanın irtifa kaybetmesinden çok insanın boyutlar arasında yolculuk deneyiminin olduğudur.

Farklı boyutlar ve farklı sür tonlar dendiğinde kastedilen farklı frekanslardır. Yani müzik ve armonidir.  Zaman dediğimiz şey de aynıdır. Zaman bir frekanstır. Var olan her şeyin dalga formu sinusoidal bir dalgadır, sestir. Zamanın hızlanması, yavaşlaması genişlemesi ve zamansızlık kavramlarının temelinde yatan frekansların tizleşmesi ya da pestleşmesiyle ilgilidir.

Müzik bir ses bilimidir. Konunun birçok değişik çağrışımı olmakla birlikte kolay anlaşılması için temel bir müzik aleti olan piyanoyu ele alalım. Herkesin bildiği bir oktav olan Do’ dan  Do ‘ya yedi beyaz tuş vardır.  Sondaki Do sesini saymıyoruz, çünkü diğer oktavın başlangıcıdır. DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ. Bunların arasında ayrıca beş tanede siyah tuş bulunur. Bunlar yarım ses dediğimiz diyezler ve Bemoller dir.

DO Diyez    =         RE Bemol

RE Diyez     =         Mİ Bemol

FA Diyez      =        SOL Bemol

SOL Diyez    =        LA Bemol

LA Diyez      =        Sİ Bemol

Yedi beyaz ve beş siyah tuşa kromatik ses dizimi adı verilir. Tüm tiz ve bas sesleri çıkarırlar. 7 beyaz tuşla 5 siyah tuşu toplarsak bir oktavda 7 değil 12 nota vardır. Buna 12 adım diyelim. Bu adımlar evrendeki boyutlardır.  Her boyut bir notayla temsil etmektedir.

Bizim boyutumuzu temsil eden 3. adım yani 3. notadır.  Frekansının dalga boyu ise 7.23 cm dir. Boyut seviyeleri;  temelinde farklı dalga boylarından başka bir şey değildir. Yani bizim içinde bulunduğumuzu diğer alt ve üst boyutlardan ayıran temel özellik dalga formunun uzunluğu ya da kısalığıdır.  Bu 7.23 cm lik dalga boyu yukarı doğru çıktıkça kısalır, enerji artar madde süptilleşir buna bağlı olarak bildiğimizden farklı bir zaman yaşanır müzikteki deyimiyle ise tizleşir (incelir).

Aşağıya doğru indikçe tam tersine ise dalga boyu daha uzar maddenin yoğunluğu artar enerjisi azalır ve zaman giderek lineerleşir müzikteki deyimiyle ise ses pesleşir (kalınlaşır). 

Evrende her bir formun (katı, sıvı, gaz)  oluşumunda temel yapı olan bu atomlara baktığımızda aslında gitarın ya da kemanın titreşen telleri gibi titreşen alanlardan oluştuğunu görüyoruz. Yani koca bir evrensel senfoninin içindeyiz.

Kromatik ses diziliminde her iki nota arasında 12 majör sür ton vardır. (Kaliforniya’da bir grup her notanın arasında 200 minör sür ton belirlemiştir) Bu sür ton ve boyutlar daha geniş bir şablon kopyası gibidir. Holografiktir. İlerledikçe her sür tonun arasında 12 sür ton daha bulursunuz, sonsuza kadar aşağı ve yukarı giderek devam ederseniz. Keşfedilmiş her bir müzik diziliminin deneyiminin farklı bir oktavını meydana getirdiğini görürsünüz. Bu da keşfedilecek yeni evrenler demektir.

İnsanların 144 boyuttan bahsettiğini ve ruhsal konularla bağlantılı olduğunu duymuşsunuzdur. Bu bir oktavda 12 nota ve her iki nota arasındaki 12 sur ton 12x12=144 olmasındandır. Gerçekte 12 Majör boyut 132 minör boyut vardır bu teorik olarak aşağı ve yukarı sonsuza kadar devam eder. 

Notalar arasında boşluklar vardır. Böylece bir notaya bastığınız zaman bir sonraki notanın nerede olduğunu bilirsiniz. Boyutlar da aynıdır bir sonraki boyutun nerede olduğu kesinlikle bellidir.

Boyutlar arasında belirli nokta veya bir kapı yoktur herkes bulunduğu noktadan bir üst boyuta geçebilir. Boyutlar arsındaki geçişler 90 veya 45 derecelik dönüşle yapılabilir.  Bilincinizi ve tüm beden kalıplarınızı başka bir boyuta çevirerek değiştirdiğinizde bu dünyadan gözden kaybolur her nereye uyumlandıysanız oraya gidebilirsiniz. Gökyüzünde hızla hareket eden Ufoların yapmış olduğu da tam olarak budur. Uzay gemisindeki yolcular, bilinçli olarak aracın kendisine bağlıdırlar ve başka bir dünyaya hazır olduklarında, meditasyona girerler ve tüm unsurlarını birliğe bağlarlar sonra ya 90 derecelik bir dönüş ya da zihinlerinde hep birlikte 45 derecelik bir dönüş yaparak, tüm gemiyi içindeki yolcularıyla beraber başka bir boyuta götürürler.

3. Boyutun Dalga boyu 7.23 cm dir. Ruhsal anlayışta bu 7.23 cm lik dalga boyu Om’ dur.  Om, Hindulara göre bu evrenin sesidir. Evrende her nesne yapısına bağlı olarak bir ses çıkarır bu ses nesneye özgü bir sestir. Bunların ortalaması 7.23 dalga boyunu verir. Bu dalga boyu aynı zamanda gözlerimiz arasındaki mesafe, yani bir gözün irisinin diğerine olan uzaklığıdır. (ortalama yaklaşık olarak yüz kişinin ortalamasıdır.) Örnek; çeneminizin ucundan burnunuzun ucuna kadar olan mesafe 7.23 cm dir.

Bu nasıl ortaya çıktı? Bu Dalga boyu ABD de Bell Laboratuarlarındaki çalışmalar sırasında keşfedilmiştir. Mikro dalga sistemini ilk geliştirdiklerinde sistemlerinde bir statik bulmuşlar. Bu statiğin nereden geldiğini aramaya çalıştılar. Önce dünyanın içinden geldiğini sanmışlar araştırmışlar ancak böyle bir şey bulamamışlar. Sonra uzayda bir araştırma yaparak bu dalgaların uzayın her tarafından dünyaya doğru geldiğini görmüşler. Bu dalgalar nedir? Ve dünyaya gelen neydi bunu açıklayamadılar. Ancak daha sonra bu dalgaları dünyadan uzaklaştırmak için neden olduğu bilinemeyen belki de bütün dünyanın sıkıntısını çektiği bir şey yaptılar 50.000 kat daha güçlü frekansla bu dalgaların dünyaya gelmesini engellediler.

Oğuz Demir – 20.12.2011  *dostsite.org*



 
 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 7 Temmuz 2017 Cuma Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...