dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

Egomuzun Ninnileri Ve Korku Masalları

YAZICI DOSTU

 

           

               

 

 

İnsandan beklenen tek şey uyanış, bilinçte yükseliş ve bilinçlenmenin her basamağı ile ilgili gereken görevleri görme, anlama ve yerine getirmedir.

İnsanın varoluşu ile birlikte başlayan Yüce Sistem kaynaklı eğitimin amacı budur.  Uyanış egomuzu tanımakla başlıyor. Ama egonun oyunu çok. Ego özellikle gerçeğin taklitlerini yaratmada çok usta.

Bizim öğretimiz beş erdemi temel alır: İyilik, doğruluk, çalışma, bilgi ve sevgi. Pek çok kişi bunları zaten bildiğini ve bu erdemlere sahip olduğunu düşünüyor. Burada karşımıza Osho’ nun deyimi ile “iyi ego” çıkıyor. İnsan kötü işler, yanlış işler yaptığında çektiği iç sızısı, azabı onun yüzünü, kalbini belki daha çabuk Yaratan’a çeviriyor. Ama koşullu da olsa güleryüzlü, iyiliksever, merhametli, nazik, cömert, bilgili kişiler toplumca, tabii yine koşullu olarak, seviliyor, takdir edilip yüceltiliyor. Çünkü ego bize erdemli olmayı “koşullu” kabul ettiriyor. Toplumsal bilince “koşul” konusunun yanlışlığını anlatmak mümkün değildir.

Kendimize göre ve toplumsal zihin değerlerine uygun olarak oluşturduğumuz koşullar bizi değişmek zorunda bırakmaz, etrafın iltifatları da çok haz vericidir. Bu iltifatlar aslında Ego’nun bize söylediği ninnilerdir ve bizim uykumuzu iyice derinleştirir.

İnsanları dinleyin, en çok neden bahsediyorlar? İyiliklerini, doğruluklarını, hizmetlerini anlatırlar, bilgilerini sergilerler, birbirlerine hitap ederken sevgi sözcükleri kullanırlar. Kendimizle ilgili gerçeği bilmediğimiz için bunları samimiyetle, inanarak yaparız. İnsanlar en çok ne hakkında konuşurlar? İyiliklerinin karşılığında yapılan nankörlükler,  saygısızlıklar, başkalarının kusurları ve dolayısıyla kendi mükemmelliğimiz. Kendi haklılıklarımız ve başkalarının haksızlıkları. Bizim terbiyemiz ve başkalarının kabalıkları.  Ego zihnimizde hep bu ninnileri söyler. Bütün gün bu ninnileri dinler gece de deliksiz uyuruz.

Egomuz, onun sözünü dinlemediğimiz takdirde başımıza geleceklerle bizi korkutur. Ego önce bizde sayısız bağımlılık yaratır, sonra onu dinlemezsek bizi o bağımlı olduklarımızı kaybetmekle korkutur: Paranı kaybedersin, kimse seni sevmez, toplumdan dışlanırsın, mevkiini, şöhretini, saygınlığını, aileni, çocuklarını, konforunu kaybedersin! Bütün korkuların kaynağı egodur. Ego bizi korkutmak için icabında dinimizi, inancımızı kullanır. Hatta bizi Yaratan’la korkutur. Hâlbuki biz sevgi dolu bir insanız, herkesi severiz değil mi? Ama sevgide endişe, korku olmaz. Sevgide karamsarlık yoktur. Seven doğruluk, iyilik, sevgi için kaybı göze alandır. Kaldı ki sevenin Yaratan’a güveni tamdır. Bilir ki O’ bir seven, sevdiği için veren bizi üzmez. Biz göremediklerimizde üzülür, bulamadıklarımızla ıstırap çekeriz.

Bütün bunların sonucu aslında ıstırap ve acıdır. Bu nedenle güya aklın, mantığın, aslında egonun öngördüğü her mutluluk olanağına sahip olan insanlar bir türlü mutlu olamazlar. Çünkü biz GERÇEK’ in içinde bulunuyoruz, GERÇEK olanı bilinçsiz olarak her an yaşıyoruz ama uykuda olduğumuz için Gerçek olana uyum sağlayamıyoruz. Uyum sağlamamız için uyanmamız, uyanmamız için ıstırap çekmemiz gerekiyor.

Güzel yoldan dünya gafleti hâkim oluyor ve o iyi egomuzun batağına saplanıyoruz. Hatta bunu, yanlış olduğunu, doğruda bulunmadığımızı bile bile yapıyoruz. Tabii ki kaderimiz yanlışlarımızın ıstıraplı sonuçlarına katlanmak biçiminde oluyor. Hiç olmazsa kaderimizi kendimiz yarattığımızın bilincinde olalım.

İnsan O’nun Yasalarının kısıtlayıcı olduğunu düşünür ve O’nun Yasalarına karşı özgür olmak ister. O’nun Yasalarına karşı özgür olmayı istemek isyandır, o kişi asidir. Gerçekte ise egolarımızın yarattığı toplumsal zihnin veya bilincin tasallutundan, obsesyonundan, engelinden kurtulduğu O’nun Yasalarına, o yasaların yarattığı mekâna uyduğu zaman insan özgürdür. Özgür olmak, engelsiz kalmak; sezgiyle gerçeğe açılmaktır.
Peki, yaratılışımızdan beri süren eğitimimize rağmen bu gerçekleri neden anlayamıyoruz?
 
Gerçekleri anlamak için iç huzurunu duymak, yani engelleri ve bağlanamayan nice yerleri ortadan kaldırmak ve samimiyetle, hayır için bilmeyi dilemek vardır. Bu yapılmazsa, yeri olmayacak bir bilginin yahut kullanılamayacak bir mananın üzerimize verilmesi mümkün olmadığı gibi, hiçbir veren düzen de onları boşa harcayacak kullanımdan, kontrol olmaksızın dilediği verişi yapamaz. Hak etmek için iç yumuşaklığı ve her şekildeki verilene kayıtsız şartsız alaka duyacak uygunluğa gelmek zorunludur. Hak edişle birlikte veriliş an meselesidir.

Egonun ninnilerinin, korku masallarının farkına varan üst bilince geçer. O’nun verdiği görevi hisseder. Zamanı görür. Zamanın ikazını açıkça anlar. Zamana karşı gelmez. Bütün bunları yukarıda sözünü ettiğimiz beş erdem iyilik, doğruluk, çalışkanlık, bilgi ve sevgi ile çözer. Çünkü bu beş erdem tüm erdemlere açılır, tüm yasalar ve esaslarla bizi birleştirir. Yeter ki o azme, o sebata sahip olalım.

Yolumuz açık olsun.

Güney Haştemoğlu - 9.11.2011 *dostsite.org*
 

 
 
 



 
 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 17 Nisan 2019 Çarşamba Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...