dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

Akıl ve Şuur

YAZICI DOSTU

 

                                                                                                     

 

                                                                              "Yaşlandığın gibi akıllan." Goethe

 

Akıl ve şuur kelimeleri günlük yaşamda yakın ve aynı anlamda kullanıldıkları halde farklı şeylerdir. Akıl ile şuurun mahiyetleri değişik olmakla beraber işlevleri birbiriyle ilgilidir. Akılsız şuurlanma olmaz. Şuursal açılıma aklın refakat etmesi şarttır. Fakat aklın ve şuurun ne oldukları, yerleri ve varacakları son noktalar başka başkadır. Bugün birlikte seyrettiklerini gördüğümüz bu ikiliden akıl, bir yerden sonra şuurdan geri kalacak, fakat şuur yoluna devam edecektir. Çünkü aklın yolu aklın ermeyeceği yere kadardır. Şuur ise tekâmülle atbaşı, durmadan yürüyecektir. Yolu o şekilde çizilmiştir. Bir anlamda insanın var oluş nedeni şuurlanmaktır.

Bilgiler şöyle söyler: "O' size herşeyi bulabilmeniz için en güzel şeyi verdi kendisinden: aklınızı." ; "Varlığınız cevherdir aklınızın elinde. Aklınız yoldur aslınızın elinde. Aklınız O'ndandır şüphesiz." Ve biliniyor ki, "Herşey düşünceden doğar." Düşünmek akılla olur, aklı çalıştırmak düşünmektir. Herşeyin doğrusu düşünerek bulunur. Demek ki akıl, düşünmenin olmazsa olmaz şartıdır, aracıdır. Akılsız düşünme olmaz. İnsan da düşünendir.

Aklın kendini göstermesi, akıl olarak ortaya çıkması ancak deneyim ile mümkündür.İlk olarak  etrafındakilerden  farklı bir varlık olduğunu fark eden insanın, kendisini ve çevresini görerek  düşünmeye, yani aklını kullanmaya başladığı söylenebilir. Gördüğü olaylar, sorunlarını çözmek için yaptıkları, tercihleri onu deneyim sahibi yapmaktadır. Sınavlarını karşılama tarzı tecrübelerini artırır. Böylece çark dönmeye başlamıştır. Yaratan nezdinde başta sadece nosyon olarak var olan akıl, tecrübelerle etkin olarak belirmektedir. Akıl etkinliğini ruh üzerinde göstermekte, ruhu, seviyesini yükseltmeye yönlendirmektedir. Böylece üçlü bir mekanizma, her biri diğeri üzerinde müessir olarak sürekli çalışmaktadır. Tecrübeler aklı  meydana getirmekte, geliştirmekte, akıl, ruh denilen yaşam ve hareket kaynağını bulunduğu yerden daha yukarı çıkarmakta ve ruh varlığın ihtiyacı olan yeni tecrübeleri doğurarak devreyi tamamlamaktadır. Bu zincir varlığın bedenli ve bedensiz hallerinde durmaksızın dönmektedir. Biraz da ironik olarak söylenen genç ruh - yaşlı ruh ayırımı varlığın tecrübe azlığını ve çokluğunu ifade etmektedir.

Bu noktada ister istemez ruh kavramını açmak gerekiyor. Ruh bilinmeyendir. O, insanları dolduran mekanizmadır. Akıl ruhun bir melekesidir ve ruhtan intişar eder. Aklın ruhtan ayrı müstakil bir varlığı yoktur. Ama akıl ruh değildir, ruh da akıl değildir. Ruh, canlılığın özsel akışıdır. Öz ise Yaratan'ın diğer her şeyi var etmek için ilk yarattığıdır. Her şey ilk yaratılan özden meydana gelmiştir. Aklı biraz olsun anlayabilmek için yukarıdaki ikinci bilgi üzerinde durulabilir: "Varlığınız cevherdir aklınızın elinde. Aklınız yoldur aslınızın elinde." Bu ifadenin ilk cümlesindeki "varlık" ve "cevher" kelimelerinden varlık, görünen ve görünmeyen yönleriyle şu andaki insandır. Cevher ise bu insan varlığının aklının elindeki kullanacağı, işleyeceği materyaldir, malzemedir. Yani varlık, hem varlıktır hem cevherdir. Akıl, elindeki görünen ve görünmeyen bedenlerden oluşan bu malzemeyi, tecrübelerin kendisine kazandırdıklarıyla işleyip onu daha yüksek bir konuma yönlendiriyor. İkinci cümledeki "aslınız" kelimesi, insan varlığının aslı olan daha bir üst bulunuşunu, daha üstte yer alan "asli" varlığını ifade ediyor olsa gerek. Bu üst varlık hakkında insanın bilgisi yok. Yani insan "aslının" ne olduğunu bilmiyor. Akıl, o üst varlığın elinde (kullandığı) bir yol oluyor. Öyle anlaşılıyor ki o üst varlık da aklın yol göstericiliğine ihtiyaç duyuyor. Bütün bunlar insan için anlaşılması zor konular. Bu nedenle bir bütünü yapay olarak bölümlere ayırıp ayrı adlar altında incelemek zorunluluğu doğuyor. Bilgileri verenler de kaçınılmaz olarak bu yolu kullanıyor. Bunu, insanın bilgi ve anlayış düzeyi gereği yapıyorlar. Gelişme bu nedenle yavaş oluyor.

Bu yazının bir amacının akıl şuur karşılaştırmasını yapmak olduğu düşünülürse, verilmiş bilgiler tahtında şu özetleme yapılabilir: Akıl, varlığın bünyesine dahil ruhsal bir meleke iken, şuur, insanın dışında bulunan mukaddes bir varlıktır. Bu gerçek (kozmik) şuur insana dışarıdan zerk ediliyor ve varlıkta bilinmeyen şekillerde korunuyor. Kozmik ya da gerçek şuur ve bu şuuru taşıyan mukaddes varlık insanda vardır. Fakat yeri ve ne demek olduğu bilinmemektedir. O, yaşanmayla nasip olacaktır. Aklın etkinliği şuura göre kısa süreli iken, kozmik şuurun etkinliği insanın varlığı ile eş sürelidir. Akıl ve şuur birbirleriyle ilişkide oldukları halde mahiyetleri bambaşkadır. Şuurda, bireysel şuur - kozmik şuur ayırımı varken, akıl için böyle bir ayırım söz konusu değildir. Akıl ve bireysel şuur her ikisi de gelişmek için aynı malzemeyi, tecrübeyi kullanırlar. Genel şuurun kendini geliştirmeye ihtiyacı yoktur. Akıl ve şuur hakkında daha başka bir takım değerlendirmeler yapmak mümkündür. Fakat mevcut bilgilere göre bu değinmeler yeterli görülerek konu diğer düşünce açıklıklarına bırakılmıştır.

Osman Türkmenler             

 

- - - - - - - -

 

Birçok insan için günümüz dünyasındaki genel kanı ve yaşam stili, akıllı olabilmek ve akli unsurlar üzerinden hem kariyer hem de sosyal ilişkileri yükseltmek ve yaşamak üzerinedir. Bu bize toplumun öğrettiği bir alışkanlıktır. Çocuklarımızı akli unsurlar üzerinden yetiştirerek onları akıllı, ne istediği bilen, genel olarak maddi amaçlara yönelik bir amacı olan ve bunları gerçekleştirmenin başarı sayıldığı bir hayata teşvik etmekteyiz. Bu eksikliğin en büyük nedeni, şuur'un ne olduğuna dair çok az bilgi ve fikir sahibi olmamızdır.

Şuur öyle bir mekanizmadır ki biz bilsek de bilmesek de, bilmediğimiz, anlamadığımız ve şuurunda olmadığımız bir noktada bile o kendi mekanizmasından ve çalışma şeklinden taviz vermez ve kazanımlar çıkarmak için çalışır.

Bilinçsiz bir çaba elbette bilerek çalışmanın yerini tutmayacaktır. Bu bağlamda "Şuur"un varlık ve bilgisini kabul etmek ve severek isteyerek üzerinde çalışmak bize birçok fırsatlar sunacaktır. Bizleri gerçek "İnsan" yapacak olan budur.

İnsan varlığını diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik, insanın "düşünen" olması yani şuurunu geliştirmeye açık olmasıdır. "Şuurluluk" gerçeği insanı amaca götüren ve insan olmamızın, bu dünyada yaşıyor olmamızın en büyük sebebidir.

Şuur bizi evrenin enerjisi ile birleştiren ve an içerisinde bize doğru bulunmayı sağlayan gerçek kazancımızdır. "Şuurluluk", araç değil amaçtır.

Şuur kazanımını bizzat dünya okulunun amacı ve en önemli prensibi haline getiren bildiğimiz mekanizmalar "Deneyim ve akıl"dır. "Ruh" ise bu bütünün diğer parçasıdır. Deneyim, akıl, ruh...  Mekanizma bu unsurlardan oluşur ve bütün olarak çalışır; deneyim Aklı oluşturur, Akıl Ruh'u geliştirir ve Ruh da deneyimi yani hayatımızı ve içindekileri oluşturur, sahneyi hazırlar...

Buradan çıkan kazanım ise bizzat "Şuurluluk" dur. Şuur bu mekanizmayı yönlendirir bizlere basamakları sağlam olarak çıkma fırsatı yaratır, daha çok anlam ve bütünlük sağlar ve hayatımızı "doldurur". Bu bir zincir şeklinde hayatımız boyunca devam eder.

Bu noktada şu an içinde bulunduğumuz yaşamımız, bizim için çok daha fazla şeyi ifade eder olacaktır ve gene bu yaşamdır ki bizim yegâne en değerli varlığımızdır, bizlere gelişme imkânı sunan bu büyük sistemin bizlere en büyük hediyesi "gerçek insan" olma fırsatıdır. Bunun için şükretmeli ve bunun için yaşamalıyız. Yaşamdan korkmadan tam tersine sevebildiğimiz kadar çok severek bunu başarabilmeliyiz...

Farkındalık ya da şuurluluk dediğimiz olgu bizi şu an var olan, bildiğimiz ya da bilme yolunda olduğumuz her şeyle bütünleyen, anlaşılmasını sağlayıp birleştiren ve dünya hayatında olmamızın belki de en önemli nedeni, amacıdır.

Yaşadığımız bu dünyadaki bilgiler ve farklı şuur düzeyleri aslında bizim istediğimiz oranda bize sunulmaktadır ya da bize doğru çekilmektedirler, şu an ki yaşadığımız ortamda bile her türlü bilgiye kolayca ulaşabilmekteyiz ve bu bilgilerden ilgimizi çeken bazılarını şuurlandırmaktayız.

Bilgiyi şuurlandırmak özel bir çalışma olduğu gibi aynı zamanda ilgilerimiz nispetinde de olabilmektedir. Bu kendiliğinden şuurlanma gibi algılanmamalıdır, bu aslında daha önceden yükselmiş ama açığa çıkmamış olan bir farkındalığın son parçasının yerine oturmasıyla ortaya çıkışı ve kendini gösterişidir.

Hayat bizlere, ona bakışımız, ciddiye alışımız, şefkatimiz ve gerçek sevgilerimiz nispetinde bir ortam sağlamakta ve bu ortamda bize şuurlanma olarak bir üst basamak fırsatı sunmaktadır.

Yaşamak ve şuurlanmak bizimdir ve amaçtır, zaman ve mekân ise bize sahip çıkılmak üzere, doğru kullanılmak üzere "emanet" edilmiştir.

Emaneten aldığımız bu sınırlı zaman ve mekânın bize sunduğu "sevmek" fırsatını kullanabildiğimiz oranda şuur kazancımızı hızlandırabiliriz. Gönüllerimizi genişlettiğimiz oranda sevebilir ve sevebildiğimiz oranda da farkındalığımız ya da şuurluluğumuz artar, içimizi genişleterek hayata sevgi ve şefkatle bakmayı bize öğretir bunu öğrenebildiğimiz zaman bu şuurluluk kendisini yükselterek bizi sevgi haline dönüştürür ve bir olana, asıl olana yaklaştırır ve bu da şuurun kendisi olmaktır...

Sevgiyi ve yaşamı yoğun bir şekilde paylaşarak birbirimiz üzerinden yarattığımız deneyimlerimizi "şuur"lu olarak bilerek ve isteyerek yaşamak hepimizin fırsatı ve yolu olsun...

Volkan Topaloğlu

- - - - - - - - 

 

Akıl insanı ilerleten güçlerden biridir. “Kalp ister, akıl yol bulur” demiş büyüklerimiz... İstekler ruha aittir, tecrübeleri yaşatırlar. Tecrübenin bilgisi aklı geliştirir. Akıl ruhu terbiye eder, ruhun isteklerini ıslah eder. Ona efendilik ve öncülük yapar. İnsanda bulunan yedi hayırlıdan biri olan akıl ve diğer hayır güçleri, gelişime hizmet eden ve insanı O’nunla bağlantılandıran mukaddes varlıklardır.

Akıl düşünmemizi sağlayarak iyi ve doğruyu bulduran olağanüstü bir donanımımızdır. Sevgiyi öğreten de odur. Her birimizde bulunan canlı bir öğretici, bir dost’tur.  Bize ne yapmamız gerektiğini ve görevimizi buldurur. Akıl doğru yönde çalıştığında gönle gider. Akıl-gönül olarak çalışır. Başka bir deyişle O’na gider, O’na sorar, O’ndan cevaplar bulur. Düşünürken dikkat içte yoğunlaşır, içe yönelme gönle yönelmedir.

İsteklerimizin bilinçli olması, akıl-gönül doğrultusunda olmasıdır. Yanlış amaçlar peşinde zaman yitirmemektir. Akıl doğru işletilirse akıl-gönül olur diyoruz, o zaman akıl şuura dönüşür. Küçük akıldan Yüce akıla bağlanır.

Şuur da bir donanımdır, ancak aklın meydana çıkardığı, kazandığı ve kullanımda tuttuğu ve aklı da içeren erdemlerden, değerlerden oluşur. İyilik, doğruluk, çalışma, bilgi ve sevgi temel şuur değerleridir. Değerlerin kullanımı aklın önderliğinde hayır amacına doğru ilerlemek demektir.

Akıl bizi şuurca yükselttiğine ve şuur “bilginin özümsenmesi” olduğuna göre; gelişim, akıldan şuura, şuurdan öze doğru gerçekleşir.

Altan Gürol

 

15.2.2011 – *dostsite.org*

 

 



 
 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 20 Ocak 2019 Pazar Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...