dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

Kanatsız Melekler - 2

YAZICI DOSTU


           Sağlıkçıların ilk görevi kendilerini dönüştürmekmiş ve bu süreç, Jamkhed kampusunda verilen iki haftalık bir eğitimle başlıyormuş. Eğitimin bir bölümü, Arole çiftinin kendisi de bir doktor ve şimdilerde programın müdür yardımcısı olan 47 yaşındaki kızı Şobha yürütmüş. “Onlara ‘Adınız nedir?’ diye sorduğumda bana köylerinin adını ve kastlarını söylerlerdi. Kendi kimlikleri yoktu” diye anlatıyor.

           “Gözlerinize bakmaz, sizinle konuşmazlardı. Bir kadının zeki olabileceğini bile düşünmüyorlardı.” Şobha’nın annesi, “Kim daha zekidir -bir kadın mı yoksa bir sıçan mı?” diye sorarmış kadınlara. Kadınlar “Sıçan” diye yanıtlarmış. Şobha, kadınlara bir ayna önünde adlarını söyleme çalışması yaptırırmış. Onlara, “Sizi asla terk etmeyecek tek insan kimdir?” diye sorarmış. Kadınlar orada bir perdenin arkasına geçtiklerinde, bir aynayla karşılaşırmış. Bu eğitim, kadınlarda özgüven artışı sağlamış. “Teknik bilgiyi herkes verebilir,” diyor Şobha. “Başarıyı getiren, kadınların özgüvenlerinin artması için harcanan zaman.”

           Eğitim halen sürüyor: Her salı, kadınların çoğu, köylerindeki sorunlar hakkında konuşmak, bir önceki hafta öğrendiklerini gözden geçirmek ve yeni bir konuyu, örneğin kalp hastalığını ele almak üzere iki günlüğüne buraya geliyor. Yerde, küçük battaniyeleri birbirlerine dikerek yaptıkları devasa bir örtünün altında uyuyorlar.

           Sağlıkçıların köyün önde gelen kişilerine dönüşmesi bir anda olmamış. Köylerin bu kadınlara kulak vermesi aylar, bazen yıllar alır; üst kastlardan bir kadına ebelik yapmak veya bir çocuğun ateşini düşürmek gibi tıbbi başarılar, bu süreci kolaylaştırırmış.

           Kadınlara ayrıca, ilk başlarda her köyü her hafta, sonra giderek daha düşük sıklıkta ziyaret eden bir gezici ekip -bir hemşire, bir acil tıp teknisyeni, bir sosyal çalışan, bazen bir de doktor- destek veriyor. Gezici ekip en zorlu vakalara bakıyor ve köy sağlıkçısının otoritesini pekiştiriyor. Sadafule bana gezici ekiple birlikte, köyündeki üst kastlardan bir kadının evine gittiklerini anlatıyor. Kadın, kast sisteminin gerektirdiği gibi misafirlerine çay yapmış, ama Dokunulmazlar kastından olan Sadafule’ye vermemiş. “Sosyal çalışmacı arkadaş fincanı elime tutuşturdu,” diyor Sadafule. Sadafule bir ilaç söylemiş, ama üst kasttan kadın ona güvenmediği için aynı soruyu hemşireye sormuş. Reçeteyi teyit eden hemşire, Sadafule’den ilacı çantasından geri çıkarıp kadına vermesini istemiş.

           Jamkhed’de eğitim alan sağlıkçılara sahip köylerde, onların varlığıyla, süreç içinde bir değişim söz konusu. Ortalama üç yıl ya da üzerinde bir sürenin ardından, bu köylerin görüntüsü artık komşu köylerden çok farklı. 1970’li ve 1980’li yıllarda Hindistan kırsalında yaşanan sefalete oranla, Jamkhed’in ulaşmadığı köylerde bile bugün ilerlemeler var. Çoğu kadın artık evliliği 18 yaşına kadar erteliyor, doğum kontrolü sayesinde aileler eskisi kadar büyük değil ve daha fazla kız çocuğu okula gidiyor. Ama değişmeyen çok şey de var. Javalke’den 15 kilometre uzaklıktaki Kharda köyünde, atık sular açık dereciklerden akıyor. İnek pisliklerinin üstünde sinekler birikiyor. Çocuklarda sık sık ishal, kusma ve ateş görülüyor.

           Eğitimli gençlerin bazıları artık batıl inançlara inanmadıklarını söylese de, pek çoğu da, birini yılan soksa hastaneye değil, tapınağa götüreceklerini söylüyor. Tüm bu sayılanlarla kıyaslandığında, Jamkhed’deki başarılar çok çarpıcı. Kuruluşundan bu yana geçen 38 yılda, program aracılığıyla 300 köyde sağlık çalışanları eğitildi. Birkaç yıldan uzun süredir bu programa dahil olan köylerde, çocuk ishali, zatürree, yenidoğan ölümleri, sıtma, cüzam, anne tetanosu, verem neredeyse yok olmuş durumda. Jamkhed köylerinde aşılama oranları çok daha yüksek, bebek ölüm oranlarıysa her bin doğumda 22; Maharashtra kırsalının ortalamasının yarısından az. Üç yaşından küçük Hintli çocukların neredeyse yarısı yetersiz beslenirken, Jamkhed köylerinde kayda geçirmeye değer sayıda vaka bulunmuyor. Maharashtra kırsalında doğumların yüzde 56’sında bir sağlık çalışanı hazır bulunurken, Jamkhed köylerinde bu oran yüzde 99.

           Değişim, sağlığın da ötesine geçiyor. Katılımcı köylüler, bir zamanlar neredeyse üzerinde hiç ağaç olmayan bir araziye milyonlarca ağaç dikmiş ve çoğu da bahçelerinde ıspanak, papaya ve diğer meyve ve sebzeleri yetiştiriyor. Jamkhed köylerinin hepsinde temiz su var ve çoğunda, suyu her evin avlusundaki tulumbalara aktaran borular döşeli. Evlerin çoğunda durgun atık suyu ortadan kaldıran basit bir drenaj sistemi var.

           Sathe ve Salve, bu değişikliklerin yapılması için Javalke’de sekiz adet kadın grubu örgütlemiş. Üyelere iş becerileri öğretip, bir kredi havuzu oluşturmuşlar -herkes birkaç rupi katkıda bulunuyor, toplanan para her defasında, kurutulmuş balık alıp satsın veya keçi alıp yetiştirsin diye bir kadına veriliyor. Javalke’yi ziyaret ettiğimizde, son proje tuvaletlerdi. Köydeki 240 hanenin sadece 85’inde tuvalet vardı ve Sathe, herkesin lağım tesisatını kazıp tuvalet bağlaması için iş günlerini organize etmeye çalışıyordu.

           Ele geçirmesi belki de en zor yer, batıl inançların ve önyargıların baskın olduğu insan zihni. Jamkhed bölgesindeki köylülere göre hastalığı tanrılar gönderiyormuş. Salve, “Yeni doğum yapmış bir anne, göbek bağı kirli bir aletle kesildiği için tetanos olup öldüğünde, kimse geride kalan bebeğe bakmazdı,” diyor. “İnsanlar annenin bir hayalete dönüşüp, gelip bebeği alacağını söylerdi.”

           Temel beslenmeyle ilgili de batıl inançlar varmış: Hamile kadınların fazla yememesi gerekirken, yeni doğum yapan anneler emzirmeye başlamadan önce birkaç gün beklermiş. Verem ve cüzam gibi bazı hastalıkları taşıyan insanlar ise, komşularınca dışlanacaklarını bildikleri için gidip tedavi yollarını araştırmazmış.

           Salve ve Sathe, bu gibi tutumları zamanla ortadan kaldırıp, sağlık konusunun önündeki esrar perdesini kaldırmış. Örneğin cüzam artık herhangi bir hastalık olarak görülüyor -ki öyle; cüzam aslında yakalanması zor ve ilaçla tedavi edilebilen bir hastalık. Bu değişim, Sakubai Gite’nin ellerinde açıkça görülüyor. Şimdi 32 yaşında ve altı yıldır Pangulghavan köyünün sağlıkçısı olarak çalışıyor. Henüz bir genç kızken, cüzam parmaklarının bir kısmını alıp götürmüş, ama sonra tedavi olmuş. Elleri yamru yumru ve biçimsiz.

           Jamkhed’in onu istemesinin nedenlerinden biri de, tedavi olmuş bir cüzam hastasının da köyde sağlıkçı olabileceğini göstermek istemeleriymiş. Gite, “Artık ebelik yapmaya bile iznim var” diyor. Çoğu yetersiz beslenme, ihmal ve hastalık vakasının altında Dokunulmazlara karşı ayrımcılık yatıyor, ama Jamkhed bununla da mücadele ediyor -genelde kurnazlığa başvurarak. 1970’li yıllardaki kıtlık döneminde, Jamkhed kuyu kazmak için para almış. Köylerin dış mahallelerinde yaşamak zorunda olan Dokunulmazlar, her köye iki kuyu açması için Arole’ye yalvarmışlar: Biri daha üst kastlardan kadınlar için, biri de kendi mahallelerinde, Dokunulmazlar tulumbayı kullanabilsin diye. Arole hayır demiş. Kast ayrımcılığını teşvik etmek istememiş. Kuyu açmak için en iyi yeri belirlemek üzere su kâhini olarak nam salmış Amerikalı bir jeolog getirtmiş. “Senin işin,” demiş Arole, “köyde dolaşıp su aramak -ve suyu sadece Dokunulmazların yaşadığı yerde bulmak”.

           Kısa süre sonra su, Dokunulmazların kapısına kadar gelmiş. Normalde bu mahallelere gelmeyecek olan daha üst kastlardan kadınlar gelenekleri bir yana bırakmak zorunda kalmış -su, kasttan daha önemli imiş. Arole, “Elli köyde kuyu yapımı bittiğinde, insanlar suyu neden sadece Dokunulmazların bölgesinde bulduğumuzu merak etmeye başladı,” diyor. “Ama iş işten çoktan geçmişti.”

           Kale’nin annesinin evinde bizi bir şok bekliyor. Kapıdan süzülen tozlu ışıkta, Kale’nin kulübenin arka tarafında bir bezin üzerinde yattığını, bacaklarının arasında göbek bağı hâlâ kesilmemiş erkek bebek olduğunu görüyoruz. İkinci şok: Bir de ikizi var ve henüz doğmamış.

           Salve ellerini yıkayıp jinekolojik muayene yaparken, Sathe ona fener tutuyor. ”[İkinci] çocuk ters geliyor,” diyor. “Seni hastaneye götürmemiz gerekiyor.” Yaşlı bir kadın, “Olmaz, doğumu burada yapsın” diyor. Komşulardan biri olan bu kadın, Salve ve Sathe köyde çalışmaya başlamadan önce bir dai, yani ebe olarak çalışıyormuş. Ama artık ona pek iş düşmüyor. Şimdiyse ilk ikizi doğurtmuş ve ikinciyi de doğurtmak istiyor.

           Hindistan’ın pek çok eyaletinde dai yetiştirme çabası var, ama çoğunun doğum öncesi bakım ve doğum hakkında fazla bilgisi yok. Salve sertçe, “O zaman sorumluluk sana ait” diyor. Avluda yemek pişirmek için, kısa bir süre önce yakılmış bir ateşin önünde çömelip bir jileti maşayla alevlere tutuyor. “Göbek bağını kesme,” diyor ebe. “Kesersen plasenta kalbine gider!”
Eski bir batıl inanç bu; Salve başını sallıyor. Steril hale gelen jileti alıp göbek bağını kesiyor. Salve tekrar Kale’yi kontrol ediyor. “Daha önce de ikiz doğurttum, sorun çıkmadı,” diyor Kale’ye usulca. “Ama bu bebeğin duruşu normal değil.” Kale, doğum sancılarının kesildiğini söylüyor. Bu iyiye alamet değil. Dai karşı çıksa da, Kale hastaneye gitmeyi kabul ediyor.

           Yoksul ülkelerdeki beyin göçü, kamu sağlığı çalışanlarına yönelik yeni bir ilgi oluştursa da, bu daha önce de denenmiş bir sistem. Büyük deney, Mao döneminde Çin’de yapılan “çıplak ayaklı doktor” programıydı -önleyici ve tedavi edici sağlık konularında eğitim alan kişilerin ödemesi, komünlerinde iş puanı olarak yapılıyordu.

           Çin’in yaptığı bu deney, 1970’li ve 1980’li yıllarda daha küçük çaplı düzinelerce köy sağlıkçısı programını doğurdu. Programların büyüyerek milyonlarca insanın sağlık koşullarını ucuza iyileştirecek bir sistem oluşturması umuluyordu. Ama çoğu başarısız oldu ve şimdilerde sadece birkaçı devam ediyor.

           Onlarca yıl önceki başarısızlıkları dikkatle inceleyen sağlık uzmanları, ölümcül iki sorun saptadı. Programların çoğu sağlık çalışanlarına yeterli eğitim, destek veya süpervizyon sağlamadan, onları bir başlarına bırakıyordu. Ayrıca eski programların çoğu fazla tepeden inmeydi. Üzerine gidilecek sorunları köylüler kendi seçmediği gibi, görevi üstlenecek becerileri öğrenme olanakları da olmuyordu. Sonuç olarak sağlık alanındaki iyileştirmelerin, ancak dışarıdan bir grup tarafından para sağlandığı sürece devamı geliyordu.

           Jamkhed ise, aksine, her iki şeyi de doğru yaptı. Köy sağlıkçısıyla hastane arasında haftada bir gerçekleşen sürekli bir bağlantı, gezici bir ekip, ilaç ve malzeme, yeni bilgi ve beceriler sağlıyor ve belki de en önemlisi, sağlıkçının kendisi gibi diğer köy sağlıkçılarıyla temasının kopmamasını da sağlayarak motivasyonunun üst düzeyde tutulmasına yardımcı oluyor. Jamkhed’in sağlıkçıları, köy halkını kendi sorunlarını teşhis edip çözmek üzere de eğitiyor. Johns Hopkins Üniversitesi Bloomberg Kamu Sağlığı Fakültesi’nde emekli profesör ve kamu sağlığı programları konusunda dünyanın en önde gelen ismi olan Carl E. Taylor, “İnsanların katılımını sağlamak açısından gerçekten de eşsiz,” diyor. Taylor, Arole çiftinin de hocasıymış. “Her ikisi de en inatçı öğrencilerimdendi. Karar verme yetisini uzmanlara bırakan ve halkın katılımını sağlamayan her şeyi reddederlerdi.”

Kanatsız Melekler - 3

National Geographic Türkiye - NTV-MSNBC, Güncelleme: 09:26 TSİ 31 Ocak 2009 Cumartesi

07.02.2009 *dostsite.org*



 
 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 20 Ocak 2019 Pazar Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...