dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

2027/ 88.Dava — Caner Keler

YAZICI DOSTU


           Baş Hâkim gülümseyen yüzüyle gözlerini mahkeme salonunda gezdirdikten sonra konuştu:
           Hepinize Mahkeme Heyetimiz adına günaydın diyor ve 1 inci Bölge İdare Mahkemesinin 2027 yılı 88 inci davasına hoş geldiniz diyorum.
           Kısa bir duraksamadan sonra devam etti: 
           - 88 numaralı dava, tarafların ortak iradesi ve kararı sonucunda Türkiye’de ve Avrupa’da “Euro Court” Mahkeme Kanalı’ndan şu anda canlı olarak yayınlanmaktadır. Bu canlı yayının devam edebilmesi için tarafların hangi amaçla mahkemenin canlı olarak yayınlanmasına izin verdiklerini Mahkeme Heyeti olarak duymamız ve onaylamamız gerekiyor. Önce ilk sanık Yasemin Hanımefendi, buyurun lütfen.
           Oldukça şık giyinmiş olan kadın alnına düşmüş olan sarı saçlarını düzelttikten sonra:
           - Ben canlı yayına izin verdim, çünkü gerçekleri insanların görmesini ve bilmesini istedim. Şu an sanık koltuğunda oturmuş olsam da haksızlığa uğradığıma inanıyorum. Yine, bir insanın değerinin, hümanoid denen bir makinenin değerinden çok daha üstün olduğuna inanıyorum. Adaletin gerçekleşeceğine dair inancımı yüreğimde taşıyorum. Teşekkürler.
           Baş hâkim teşekkür ettikten sonra:
           Cankut Bey, buyurun sıra sizin.
           Gerçekler… Evet, gerçek ortaya çıksın da herkes rahat etsin dedi adam.
           Elindeki yarı şeffaf mini elektronik gazeteyi sallayarak:
           Şu an elimde tuttuğum e-gazetedeki şahsımla ilgili yazılana bakar mısınız? “Karısını güzel bir hümanoidle aldattı. Şimdi mahkemede hesap veriyor.” Mahkemeye girerken çekilmiş fotoğrafımı da eklemişler dedi. E- gazetenin üst köşesine parmağı ile dokunduktan sonra çıkan başlığı da gösterdi:
           Buyurun bir başkasını okuyayım : “ Zengin iş adamı, cinsel hayatındaki fantezide sınır tanımıyor: Hizmetçi Görünümünde Seks Makinesi”. Bütün bunlara pes diyorum. Kişilik haklarım zarar gördüğü ve aşağılandığım için canlı yayına izin verdim. Mahkemenizin kararına saygı duyuyorum. Teşekkür ederim.
           İkinci sanık, Türkcan Robotik Hizmetler Şirketi temsilcisi ve robotik sorunlar avukatı Onur Bey, buyurun dedi Baş Hâkim.
           Şirketimizin üretmiş olduğu ilk hümanoid modeli olan HÜM-027-1 modeli, sanık Yasemin Hanım tarafından parçalanmış ve zarar görmüştür. Bu zarardan daha önemlisi ise, söz konusu ürün modelimiz hakkında, maalesef bir kısım medya tarafından oluşturulan, dayanaktan yoksun, saptırılmış ve gerçeklerden uzak yayınların neden olduğu, kamuoyunun zihninde oluşmuş olumsuz fikirlerdir. Şirketimiz ciddi oranda manevi zarar görmüştür ve bu durum, maddi zarar görmesine de neden olacaktır. Bu nedenle canlı yayına çıkmakta bir sakınca görmedik. Teşekkür ederim.
           Baş Hâkim, önündeki mini ekranda yanan yeşil ışıklara baktıktan sonra:
           Evet, diğer iki hâkim arkadaşım ve benimle birlikte bu söylenenlere bir itirazımız bulunmuyor. Mahkemeden canlı yayın devam edecektir.
Mahkeme salonunda, kalabalıktan yükselen hafif bir uğultu duyuldu. Salondaki elektro- gazeteciler ve canlı yayın muhabirleri birbirlerine bakarak sevinçle gülümsediler.
           Baş Hâkim tekrar konuşmaya başladı:
           - İki ay önce meydana gelen dava olayı hakkında mahkeme heyetimiz ön araştırmasını tamamlamış ve gerekli ön delilleri toplamıştır. Ayrıca medya çalışanları da dahil olmak üzere tüm taraflara haklarını, uyacakları kuralları kendilerine tebliğ ederek bildirmiştir. Mahkememiz olağanüstü bir durum olmadıkça tek celsede kararını verecektir. Biliyorsunuz, mahkemelerin yeni yapılanmasında davaların uzamaması da en önemli amaçlardan sayılmıştır. Bu dava, medyanın da belirttiği gibi kategorisinde açılan ilk dava olması nedeni ile bir emsal, bir örnek oluşturacaktır. Şimdi savcılık makamından iddianameyi dinliyoruz, buyurun Savcı Bey.
           - Teşekkür ederim Sayın Baş Hâkim. Ayrıntılı iddianame, tüm tarafların ve medyanın cep telefonlarına ve tüm mini elektronik cihazlarına _önündeki düğmeye basarak_ şimdi gönderilmiştir. İddianamenin ilgili hususlarına ait görüntüler, sine-ekrandan takip edilebilir. Özetlenmiş iddianameyi okuyorum.:
           25.05.2027 tarihinde Cankut ve Yasemin Eroğlu’ya ait evin salonunda Türkcan Robotik Hizmetler Şirketi’nin üretmiş olduğu HÜM-027-01 model üretim numaralı Gülsu ismi konmuş, yaygın ismiyle hümanoid veya insan görünümlü robot, parçalanmış olarak bulunmuştur. İhbarı yapan Cankut Eroğlu, hümanoidin eşi Yasemin Eroğlu tarafından parçalandığını iddia etmiş, bu iddia eşi tarafından da verilen ifadesinde doğrulanmıştır. Alınan ifadeler, değerlendirilen ilk deliller sonucunda oluşturulmuş olan Savcılığımızın iddianamesi aşağıda sıralanmıştır:
           1. Yasemin Eroğlu’nun, Gülsu isimli hümanoide verdiği maddi zarar tutarının, ilgili yasalar gereğince ilgili şirkete ödenmesi gerekmektedir.
           2. Eşlerin kurulu aile düzenlerine yardımcı olmak amacıyla üretilmiş olan hümanoid, ailenin birlik ve beraberliğini olumsuz olarak etkilemiş, kıskançlık ve paylaşılamama duygularını ortaya çıkarmıştır. Söz konusu üretim modeli ve benzerlerinin 100. Yıl Anayasası ile Türk Ceza Yasasının aile bütünlüğünü korumayı esas alan maddeleri gereğince, üretimden men edilmeleri ile benzer modellerin ithalatının yasaklanması; ancak sınırlı alanlarda kullanımına izin verilmesi gerekmektedir.
           3. Taraf eşlerin başvuru nedenleri arasında bulunan; geçimsizlikleri nedeni ile ayrılmaları veya anlaşıp barışmaları kendi tasarruflarındadır. Arz ederim.
Baş Hâkim:
           - Teşekkür ederim Sayın Savcı. Türkcan Robotik Hizmetler Şirketi’nin ürettikleri model hakkındaki “Model Üretim Raporu” ile Bilirkişi Heyeti’nin Ön Raporu, Mahkeme Heyetimizce incelenmiştir. Şimdi ilgili şirket temsilcisi ve robotik sorunlar avukatından ürettikleri hümanoid modeli hakkında kısaca bilgi vermesini ve sorularımızı cevaplandırmasını istiyoruz, buyurun Onur Bey.
           - Sayın Mahkeme Heyeti, Türkiye’de üretmiş olduğumuz bu hümanoid modeli, benzersiz ve kendi alanında ülkemizde tektir. Her ne kadar android ve hümanoid adı altında Türk halkına sunulan ve büyük kısmı yurtdışından kopya modeller bulunmaktaysa da, gerek dış görünüşlerinin doğal olmaması ile yapay zekâlarının yetersiz oluşu ve gerekse yapay zekâlarının gelişmeye açık olmayışı nedenleri ile kullanıldıkları alanlarda…
           Baş Hâkim, önündeki ekranda yanıp sönmeye başlayan iki minik turuncu lambayı görünce şirket temsilcisinin sözünü kesti:
           - Sayın Avukat, üzülerek size ilk uyarımızı yapıyoruz. Konuşmanız, reklâm amacı taşıdığı ve diğer şirketlere cevap hakkı tanıdığı için ilk uyarıyı aldınız. Tekrarı halinde size ve şirketinize maddi ceza verileceğini hatırlatırım, buyurun.
           - Bundan sonra daha dikkatli olacağıma emin olabilirsiniz Sayın Mahkeme Heyeti dedi avukat gülümseyerek.
           - Model ürünümüz Türk – Japon işbirliğinin sonucu olarak ortaya çıkmış ve evlerin içinde kullanıma izin verilen ilk hümanoiddir. Dış görünüşü itibarıyla vücut sıcaklığından mimiklerine kadar insandan ayırt edilmesi çok zor, hatta imkansızdır. Modelimiz, kısmen biyolojik, daha çok elektronik devrelerin bir sentezi ile oluşturulmuştur. Modelin dış görüntüsü, müşterimiz Cankut Bey tarafından belirlenmiştir.

           Ayrıca ses tonu, yaşı ve belleğine yüklenecek çeşitli parametreler de müşterimizin isteği doğrultusunda oluşturulmuştur. 19 yaşındaki bir genç kız görünümündedir. Hafızası, 3.0 petabayt boyutundadır. Çevresindeki tüm oluşumları hafızasına kaydeder. Bunlar istenirse görüntü, ses veya bilgi olarak sonradan kendisinden alınabilir. Ürettiğimiz model, ev işlerinde evin hanımına veya erkeğine yardımcı olmak amacıyla üretilmiştir. Bunlar, yemek yapma, temizlik, telefonlara cevap verme ve istenirse çocuk bakımı gibi çeşitli ev hizmetine yönelik amaçlardır. Yapay zekâsı oldukça iddialıdır. Bulunduğu yere bağlı olmakla birlikte kablosuz olarak şirketimizin birçok internet adresine bağlı olan ana bilgisayarına ve arşivine bağlanabilir, elde ettiği bilgileri sunabilir ve yorumlayabilir. Öğrenme yeteneği, ki kelime kapasitesini geliştirmeden tutun, kendisine yapılan uyarıları tekrar yapmamaya, yeni bir yemek yapımını öğrenmesinden, gördüğü kişileri ve yaşadığı durumları belleğinden söylemesine kadar birçok yeteneği vardır. Örneğin başlangıçtaki kelime kapasitesi 30116 kelimeydi. Fakat söz konusu olaydan önceki son periyodik kontrolünde anlamlı kelime hafızasının 34448 kelimeye ulaştığını gördük. Ev işlerinde yardımcılığının yanı sıra bir arkadaş, bir dost gibi davranabilmesi de amaçlanmıştır. Gerekli tüm yasal izinleri beş ay önce alınmıştır. İlk sipariş üretim ve satışımız, müşterimiz Cankut Bey’e yapılmıştır. Yine müşterimizin isteği üzerine kendisine Gülsu ismi takılmış ve hafızası bu isme göre yapılandırılmıştır. Diğer ayrıntılı hususlar, Model Üretim Raporu’muzda mevcuttur. Zorlu üretim aşamaları olmasından ve ilk üretim modelimiz olmasından dolayı henüz ikinci veya diğer bir model üretmedik. İki ay önceki talihsiz olayın sonuçlanmasını yani bugünü beklediğimiz için üretemedik demek daha uygun bir ifade olacaktır.
           - Anlıyorum. Peki, medyada da iddia edilen cinsel birleşme konusu?
           - Hayır, Sayın Baş Hâkim. Raporumuzda da belirttiğimiz gibi Türkiye Cumhuriyeti 100 ncü Yıl Anayasası ve Türk Ceza Yasası gereğince üretilen hiçbir robotik model, aileyi koruma amacı nedeni ile bu özelliği taşıyamaz. Hoş, böyle bir özelliği eklemek bizim için çok kolay olmakla birlikte _salondan gülüşmeler duyuldu_ bu duruma yasalar izin vermiyor. Bunun tek özel istisnası, Tıp Fakültelerinde eğitim ve öğretim amaçlı olarak kullanımına izin verilen modellerdir. Cinsel fonksiyon bozuklukları ve giderilmesine yönelik olarak özel olarak üretilen bu hümanoid modeller, öğretim üyeleri ve öğrenciler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu modeller de yurt dışından ithal edilmektedir.
           - Şikayet ve ihbar sonucu ele geçirilen bazı modellerde bu özellik var biliyorsunuz dedi İkinci Hâkim.
           - Evet, yasal olmayan yollardan Türkiye’ye getirilmiş bazı kaçak modellerde var, fakat bunların yapay zekaları olmadığı gibi sadece bu amaca yönelik mekanik modeller. Daha çok bazı ünlü aktör, aktris veya tanınmış sporcuların görünümündeki fantezi ürünler. Şirketimizle hiçbir ilişkisi yok bunların.
           - Teşekkür ederim, şimdilik bu kadar. Tekrar size döneceğiz dedi Baş Hakim ve tekrar salona dönerek:
           - Cankut Bey, buyurun sizi dinleyelim.
           Atletik yapılı iş adamı kravatını düzeltip ayağa kalktı.
           Cankut Bey, olay gününü bize anlatır mısınız?
           Tabii efendim. Olay günü 25 Mayıs 2027, bir Salı günü idi çok iyi hatırlıyorum. İşimden dönüp eve gelmiştim, oldukça yorgundum. Yasemin ile birlikte akşam yemeğimizi yedik. Gülsu yemeği bize servis etmişti. Yasemin de bir iş randevusundan dönmüştü. Ben duş almak ve dikkatimi, enerjimi toplamak maksadıyla alfa- teta beyin simülatörünün bulunduğu odamıza gittim. Beni aradıklarında bir süre simülatöre bağlanacağımı ve rahatsız edilmek istemediğimi Yasemin ile Gülsu’ya söyledim ve odamıza geçtim. Duşumu almak için hazırlanırken gürültüleri duydum. Koşarak salona gittiğimde Yasemin’in elinde sandalyeden kopmuş metal ayak ile bağırıp çağırdığını gördüm.
           Neler diyordu eşiniz?
           “Beyinsiz şıllık, beyinsiz şıllık, işte senin layık olduğun yer, ayaklarımın dibi…” diye öfkeyle yerde yatan Gülsu’ya bağırıp tekmeliyordu. Gülsu’nun kafası, bedeninden kopmuş bir tarafta duruyordu.
           Peki, eşiniz niçin bu şekilde bir davranış gösterdi sizce?
           Kıskançlık nedeniyle tabii.
           Bu kıskançlık bir anda mı oluştu? Olay öncesinde kıskançlık veya diğer başka olumsuz davranışlar gözlemlemediniz mi?
           Evet, gittikçe artan bir gerilim vardı. Yavaş yavaş geliştiği için belki de ben çok önemsemedim. Fakat, bu duruma gelebileceğini hiç düşünmedim doğrusu. Gülsu’nun bizimle birlikte olduğu yaklaşık üç aylık süre içerisinde özellikle son bir ayda, Yasemin’in sinirli tavrı göze çarpmaya başladı. Gülsu’ya da daha öfkeli bir şekilde hitap edip emirler veriyordu. Önceleri kendi işinin yoğunluğundan kaynaklanabileceğini düşündüm. Kendisi duygu tasarımcılığı işini yürütüyor.
           Baş Hâkim Cankut’a sordu:
           Niçin sipariş ettiğiniz modelde bu dış görünümü tercih ettiniz, özel bir nedeni var mı?
           Evet, var. 2008 yılında öğrenciliğimde iken tanışıp kısa bir dönem kız arkadaşım olan bir genç kızın görüntüsüne benzerdir. Fakat, aradan 19 yıl kadar geçti. Bir daha bu arkadaşım ile zaten görüşmedik. Eşime de bu tercihimi ve durumu söylemiştim. Eşimin Gülsu ile ilgili sıkıntısının esas olarak bundan kaynaklanmadığını düşünüyorum. Onun _ duraksadı_ sanki davranışlarına daha çok bozuluyordu.
           Evet, bu konuya da gelecektik, buyurun devam edin. Hangi davranışlarına bozuluyordu?
           Kendisine hoş sözler söylendiğinde Gülsu sevinip tebessüm ediyor, içtenlikle teşekkür ediyordu. Fakat eşim ilk günler hariç olmak üzere Gülsu’ya hoş sözler söylemediği gibi kırıcı, devamlı eleştiren sözler söylüyordu. Kendisine birkaç kez bu şekilde davranmaması gerektiğini söyledim. Bize satış yapan firmanın Destek Hattı’ndan da söylenen buydu. Olumlu sözlere tepkisi de olumlu olur denmişti. Fakat, Yasemin bildiği yolda gitmeye devam etti.
           Peki, bu hoş olmayan sözleri duyan Gülsu ne yapıyordu?
           Nötr bir tavır içinde oluyordu. Hiç duymamış veya olmamış gibi işine veya konuşmasına devam ediyordu. Hiçbir şekilde Yasemin’e karşı gelmedi. Fakat, görüp algıladığı hususlardan bazılarını da açıkça söylediği zamanlar olmaya başlamıştı. Örneğin ” Yasemin Hanımcığım, biraz sinirli gözüküyorsunuz” veya ” Yasemin Hanımcığım, size ıhlamur veya melisa çayı getirmemi ister misiniz?” şeklinde nazik karşı cevapları oldu örneğin. Bu cevaplar ise Yasemin’i daha fazla sinirlendirmeye başlamıştı.
           Anlıyorum… Şimdilik bu kadar Cankut Bey, sanık Yasemin Hanım’ın yerine avukatı konuşacak buyurun lütfen.
           Uzun boylu, 40 yaşlarındaki avukat ayağa kalktı ve konuşmaya başladı:
           Sayın Mahkeme Heyeti ve sayın izleyiciler, şu an tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Bir, iki saat sonra bu koltukta oturan kişilerin kaderi belirlenecek. Peki, bizlerin, Türkiye’nin kaderi? Etrafımızda insan olup olmadığı belli olmayan kimselerle yaşayacağız belki de. Çıkabilecek olayları tahmin edebiliyor musunuz? İlk örneğini burada yaşıyoruz. Yedi yıldır süren evliliğin bitme noktasına gelmesine neden olan şeyi hepimiz biliyoruz: Kurulu bir makine. Lütfen sine-ekrana bakıp dış görüntüye aldanmayalım. Bugün karı koca arasına giren ve nifak sokan yapay zekânın, yarın dostlukların, işçi ve işverenlerin, hepimizin arasına girmeyeceğini garanti edebiliyor muyuz? Geçen sene Avrupa’da işinde iken rahatsızlanarak evine erken dönen bir adamın karısını, tanınmış bir aktörle yakaladığı, daha sonra tanınmış aktör zannettiğinin bir robot olduğu ve bu robotu eşinin birkaç aydır evin bir köşesinde sakladığı ortaya çıkmadı mı?
           Hümanoid Gülsu’nun verdiği veya verebileceği zararlar konusunda neler söyleyebilirsiniz dedi Baş Hâkim.
           Sayın Mahkeme Heyeti, aileyi oluşturan eşlerin mutluluğu, karşılıklı anlayışa ve güvene dayalıdır. Eğer bu anlayış ve güven zedelenirse tamiri çok zordur. Yasemin Hanım’ın güveni ve eşine hissettiği duygular zayıflamış ve bu sonuç ortaya çıkmıştır. Çünkü, Cankut Bey de , eşi bir kenarda dururken bir robottan çıkan gerçek duygudan yoksun güzel sözlere, gülücüklere kapılarak eşine karşı sadakatsizlik örneği göstermiştir. Geçen yüzyılda ülkemizde yer yer yaşanan ve adına “Kuma Getirme” denen olayın günümüzdeki modern örneğidir bu durum. Lütfen bu gerçeği görelim. Burada müvekkilim sanık koltuğunda otururken, gizli suç ortakları yan yana davacı konumundadırlar. Robotu parçalama olayının yanlışlığını kabul ediyoruz. Fakat bu durum da Yasemin Hanım’ın evliliğine sahip çıkma ve eşini sahiplenme duygusunun dışa vurumudur. Yani, kendisi kışkırtılmış ve bu şekilde davranmak zorunda kalmıştır. Burada sadece tepkiye odaklanmayalım, kışkırtılma etkisini de konuşalım.
           Bu sırada söz isteyen savcıya dönen Baş Hâkim:
           Buyurun Savcı Bey, sizi dinliyoruz.
           Sayın Mahkeme Heyeti, insansı olarak isimlendirilen bu ve benzer modellerin toplumda yaratacağı etki önemlidir. Kendilerine verilen görevleri yapmaları konusunda büyük bir sıkıntı olmayabilir. Fakat, bundan önemlisi toplumun sosyolojik ve psikolojik yapısında yaratacağı etki çok daha önemlidir. Bu konuda dünya genelinde yapılmış araştırmalardan ve yaşananlardan örnek vermek istiyorum. Bu tür insansı modellere karşı bazı insanlar daha ilk karşılaşmalarında antipati duymaktadırlar. Bunun nedenleri konusuna ve bu konudaki teorilere girmek istemiyorum. Söylemek istediğim hemen her ülkede değişik oranlarda da olsa görülen bu durum bizi, Türkiye’yi de etkileyecektir. Hatta etkilemeye başladığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Ülkemizi, robot dünyasına ve felsefesine küçüklüklerinden itibaren alışmış ve benimsemiş Japonya gibi ülkelerle kıyaslayamayız. Hatta 2010’lu yıllarda onlar da toplumlarında bazı sorunlar yaşamışlardı.
           Savcı, salona göz attıktan sonra devam etti:
           - Bu davada temel dayanağımız, Yüzüncü Yıl Anayasasıdır. Buradaki ilgili madde, açık ve nettir. Üretilen hiçbir robotik model, aile bütünlüğünü bozucu etki yaratamaz. Dava konumuz olan söz konusu olayda da görüyoruz ki, bu madde ihlal edilmiş ve aile bütünlüğü bozulmuştur. Bu etkinin muhakkak surette cinsel etkili nedenler taşıması gerekli ön koşul değildir. Aile hayatında soğukluğa, kıskançlığa ve bölünmeye neden olması yeterlidir. Bu tür benzer modeller fabrikalarda, bazı işyerlerinde sınırları çok iyi tahlil edilip belirlenerek kullanılabilir. Fakat, aile içerisinde, vurgulayarak söylüyorum; Türk aile yapısı içerisinde kullanımının Savcılık Makamı olarak uygun olmadığı görüşünü taşıyoruz. İlgili makamlardan insansılar için birkaç ay önce alınmış olan gerekli izinler, maalesef bu durumlar düşünülemediği için verilmiştir. Mevcut hukuki durum devam ettiği sürece, yakın bir zamanda bu tür sorunlarla, hatta çok daha ürkütücü sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Ayrıntılı iddianamemizde de bunları belirtmiştik. Mahkeme Heyetinin bu hususları da dikkate alması gerekmektedir. Teşekkür ederim.
           - Son sözleri almadan savunma makamını bir kez daha davet ediyoruz. Buyurun Onur Bey dedi Baş Hâkim.
           Robotik sorunlar avukatı, ayağa kalktığında düşünceli gözüküyordu. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı:
           - Sayın Mahkeme Heyeti, gelişmelerden kaçınan, gerçekleri görmek istemeyen taraflar, tarihteki yerlerini gerektiği şekilde alacaklardır. Uzunca bir süredir robot teknolojisi zaten ülkemizde bulunmaktadır. Hastanelerde, fabrikalarda, yakın zamanda gişelerde. Peki, nedir bizi rahatsız eden? İnsan görünümlü olması mı? Bize cevap vermesi mi? Bize rakip olma olasılığı mı? Yasemin Hanım maalesef lütfedip kendi görüşlerini sunmadı. Avukatının konuşmasını tercih etti. Emin olun, bahsetmiş olduğum bu ve benzer nedenler bazı insanları korkutmaktadır. Karşımızda bize rakip olmak isteyen bir şey yoktur. Çok iyi programlanmış, teknolojinin imkânlarından faydalanılarak üretilmiş sadece bize benzeyen bir model söz konusudur. Şimdi burada bu konuya ara verip olay gününe dönelim. Şirket temsilcisi avukat, elindeki mini cihazın tuşuna dokunarak sine-ekrana doğru uzattı ve konuşmaya başladı:
           Sayın Mahkeme Heyeti, şimdi olay günü akşamına dönelim ve Gülsu’nun gözünden kaydedilmiş olanları seyredelim. İşte, yemek masası ve aile akşam yemeğindeler. Cankut Beyin biraz yorgun, fakat neşeli yüzü gözüküyor, fakat Yasemin Hanım’ın yüzündeki gergin ifadeye dikkat edelim.
           Evin hanımının Gülsu’ya doğru öfke ile bakan yüzü sine-ekranda donmuş olarak kaldı.
           Evet, biraz ileri alalım ve Cankut Bey’in odasına duşunu almak ve alfa-teta beyin simülatörünü kullanmak için gidişinden sonra olanları izleyelim dedi avukat.
           Sine-ekranda Yasemin’in oldukça öfkeli olarak kamera görüntüsüne doğru gelişi görüldü.
Sen neler yapıyorsun ha? Beyinsiz şıllık, utanmaz şıllık, amacın ne senin? Yok, Cankut Bey, biraz daha salata ister misiniz efendimmiş, yok, bu evin mutluluğuna katkıda bulunmak benim görevim efendimmiş. Ha, şıllık söyle, amacın ne senin?
           Ekranda gözüken görüntünün titremeye başladığı ve Yasemin’in zaman zaman görüş alanından çıktığı görüldü.
           Burada bir açıklamada bulunayım dedi avukat. Yasemin Hanım, görüldüğü gibi Gülsu’yu iteklemeye başlıyor.
           Ekranda Yasemin’in kaba küfürleri ile birlikte gittikçe artan öfkesi görülüyordu. Bir ara Gülsu’nun yere kapaklandığı ve görüntünün yer seviyesinde kaldığı görüldü.
           Evet, şimdi de vücuduna ve kafasına aldığı darbeler yüzünden Gülsu’nun görüş açısı değişiyor ve görüntü kalitesi bozulmaya başlıyor. Burada vücudunun değişik yerlerine 43 defa darbe aldığını teknik ekibimiz tespit etmiştir dedi avukat.
           Görüntüye devamlı olarak “Beyinsiz şıllık, utanmaz şıllık…” sözleri eşlik ediyordu. Sonunda ekrandaki görüntü, bulunduğu açıdan ayrılarak duvara doğru sürüklenmeye ve salonun bazı bölümleri hızla gözükmeye başladı.
           - Burada Gülsu’nun başı, vücudundan ayrılmış ve başı yerde yuvarlanarak vücudundan 4-5 metre kadar uzağa gitmiştir. Vücudunun orta kısmında bulunan sabit belleğinin haricindeki, baş kısmında bulunan anlık geçici hafızası ile bu görüntüler alınmıştır.
           Avukat, Yasemin’in oturduğu tarafa yöneldikten sonra tekrar konuşmaya başladı:
           - Bir insanı, bir insansıya bu kadar düşman eden nedir? Korkular? Kıskançlık? Her ne ise, karşımızda o kadar korkulacak bir şey olmadığını şimdi göstereceğim, ama önce belki Gülsu’nun son durumunu merak edenler olabilir. Medya, bu konuda epey çalışma yaptı ama biz de gizlilik içerisinde çalışmamızı sürdürmeyi becerebildik.
           Tekrar sine-ekrana dönerek düğmeye bastı, ekranda gözüken yatar durumdaki bir robotun görüntüsü ekranı kapladı:
           Evet, Gülsu’ya bakım ve onarım yaptık. Ekibimiz zorlu bir çalışma ile kısa sürede kendisini çalışır duruma getirdi. Mahkeme Heyetini, davadan hemen önce bilgilendirmiş ve izin almıştık, ama diğerleri için sürpriz olacak açıklamayı da yapayım. Gülsu, şu an burada.
           Salonda birden büyük bir uğultu koptu. Gözler, etrafı tarıyor, Gülsu’yu arıyordu. Kameramanlar ve e-gazeteciler, elektronik cihazlarını odaklayacakları hedefi bulmaya çalışıyordu.
           Salonda istediği etkiyi yaratmış olmanın verdiği keyifle avukat devam etti:
           Gülsu, ayağa kalkar mısın? dedi, elini seyircilerin bulunduğu bölüme uzatarak.
           Seyirci bölümünün ön sıralarından Gülsu, siyah gözlüğünü çıkarıp ayağa kalktı, etrafına bakınarak ve gülümseyerek başıyla selam verdi. Çok güzel bir genç kız görünümündeydi. Salondakiler gözlerini kızdan ayırmadan seyrediyorlardı. Medya mensupları da tüm cihazlarını kendisine yöneltip çekime devam ediyorlardı.
           - Sayın Mahkeme Heyeti, dava süreci ile ilgili olması şart değil, kendisine bir veya birkaç soru sorulabilir mi?
           Mahkeme Heyeti önce birbirlerine baktılar, sonra da önlerindeki düğmelere uzandılar.
           Bir kırmızı ve bir yeşil ışığı gören Baş Hakim, kendisi de yeşil düğmeye bastıktan sonra:
           - Peki, soruyu ben sorayım, önce kendisi Onur Bey’in yanına kadar gelsin dedi.
           Gülsu’nun her iki yanındaki şirket temsilcisi, Gülsu’ya bir şeyler söyledikten sonra Gülsu, avukatın yanına doğru yürümeye başladı. Üzerinde taşıdığı turkuaz renkli elbisesi ile oldukça alımlı bir şekilde yürüyüp avukatın yanına kadar geldi.
           Mahkemeyi nasıl buldun, dava süreci hakkında ne düşünüyorsun bakalım? Dedi Baş Hâkim.
           Mahkeme salonu çok kalabalık efendim. Davayı da oldukça güzel yönetiyorsunuz.
           Gülsu’nun cevabı ile salonda gülüşmeler duyuldu. Baş Hâkim de tebessümünü gizlemeye çalışarak, arkadaşlarına döndü ve eliyle soru sormalarını işaret etti.
           Yirmili yaşlarının sonunda ve oldukça genç gözüken Üçüncü Hâkim, ilk defa konuşarak:
           Sana söylenen kötü sözler veya davranışlar olduğunda nasıl bir tepki gösteriyorsun?
           - Hizmet ettiğim aile fertlerimse eğer, anlayışla ve sessizlikle karşılarım efendim. Çünkü onlar çalışıp yorulmakta, streslerinden dolayı istemeden bu şekilde davranmaktadırlar. Ben, eğer hizmetimde eksik veya yanlış davranışlarda bulunursam, yazılım güncellemesinden geçerim. Aile fertlerimin dışındaki benzer davranışlarda ise durumu mümkünse önce aile fertlerime, fiziksel tekrarı durumunda ise şirketimizin destek hattına bildiririm efendim.
           - Peki, teşekkür ederiz Gülsu Hanım dedi Baş Hakim.
           Salondan tekrar gülüşmeler ve birkaç kahkaha duyuldu.
           Baş Hakim, istifini bozmadan hafif gülümseyerek salona doğru konuştu:
           - Maalesef bu davadan stand-up şov parası almıyoruz. Keşke yasalar buna izin verse dedi.
           Salondan hafif bir alkış dalgası geldi. Bu sırada Gülsu da etrafına bakıp, tebessümünü koruyarak yürüdü ve yerine geçti.
           Üçüncü Hâkim, ikinci defa konuşarak şirket temsilcisi avukata sordu:
           “Örnek İnsansı Yazılımı”’ndan biraz bahseder misiniz?
           Tabii efendim. Bu yazılım için oldukça emek sarf edilmiştir. Bu konudaki çalışmalarımız bitecek gibi de gözükmüyor doğrusu. Yazılım mühendislerimiz ve araştırma ekibimiz, tarihi açıdan önemli şahsiyetlerden başlayarak önemli kişilikleri analiz etmiş ve sevilen, değer verilen kişilerin ortak özelliklerini belirlemiştir. Daha sonra bazı yazılı önemli kaynaklardan da bu özellikleri bularak ürettiğimiz ürün modelinde bu özelliklerden hangilerinin ürettiğimiz modelde kullanılabileceğini belirledik.
           Örneğin?
           Konuyu biraz daha açmama izin verin. Biliyorsunuz robotlar, androidler ve hümanoidler kendilerine yüklenen yazılımlarla hareket ederler. İnsanlığa yararlı olacak şekilde hizmet etmeleri, yasalarımıza da geçmiştir. Otomatik iş yapan robotlarda yapay zeka yoktur veya oldukça sınırlıdır. Halbuki Gülsu örneğindeki gibi hümanoidlerde veya dilimize uyan deyişle insansılarda geliştirilebilir yapay zeka şarttır. Üretim aşamasında ürün modelimiz ev hizmetinde çalışacağı için yapay zekasına, buna uygun olabilecek kişilik özellikleri eklemeye çalıştık. Örneğin sır saklayabilme, fakat her şartta doğruyu söyleyebilme özelliği veya eleştirilme durumunda susabilme, fakat uzun dönemde onurlu bir duruş sergileyebilme özellikleri gibi. Faydalandığımız eserlerden ilk aklıma gelenlerden Muhyiddin İbn Arabî’nin İnsan-ı Kamil yani Olgun İnsan ve Ahlak Nasıl Güzelleşir eserlerini sayabilirim. Raporumuzda diğer kaynakların isimleri mevcuttur. Bir anlamda, insandaki “Olgun İnsan” kavramının insansılardaki karşılığı olması amaçlanmıştır “Örnek İnsansı Yazılımı” ile.
           Bilirkişi Heyetinin Raporu’nu da okuduk. Dava öncesinde gerekli testleri üretim tesisinizdeki test modelinde yapmışlar. Kendileri sonuçtan oldukça etkilenmişler ve sonuç olarak ürün modelinin faydalı ve olumlu olduğunu raporlarında belirtmişler dedi Baş Hâkim.
           Sayın Mahkeme Heyeti, ben savunmamın başlangıcında yarım bırakmış olduğum konuya dönmek istiyorum. İnsansılarda insanın zararına olabilecek hiçbir şey bulunamaz. İnsanlığın teknolojik birikiminin, temel ahlak kuralları ile harmanlamasından oluşmuş bir üretim modeli devamlı olarak periyodik kontrolden geçer ve varsa eksiklikler giderilir.
           Savcı Bey’in belirtmiş olduğu ilgili anayasa maddesine gelince; evet Yüzüncü Yıl Anayasasında bu şekilde bir madde vardır, fakat bütünlüğü bozan insansı değil, Yasemin Hanım’ın korkularına dayalı kıskançlığıdır. Eşine veremediği sevginin ve avukatının tabiriyle “Kurulu Bir Makine” tarafından söylenmiş olan hoş sözlerin, kendisi tarafından söylenmemiş olması gerçeğinin kendisi tarafından anlaşılmasıdır. Bu algıyı kendisine kazandıran sözde makineye teşekkür etmesi gerekmez miydi? Anayasamıza bağlı olarak oluşturulmuş olan Ceza Yasamızda ve ilgili birkaç yönetmelikte ise, cinsel amaçlı robotik modellerden bahsedilmiştir. Son söz olarak; yeni bir dünya kurulmaktadır. Bu dünyanın oluşumuna izin verenlerden mi olacağız, yoksa bu dünyanın oluşumunu geciktirmeye çalışanlardan mı? Teşekkür ederim.
           Baş Hakim:
           Varsa son sözleri alayım, buyurun Cankut Bey dedi.
           Bir diyeceğim yok efendim.
           Yasemin Hanım?
           Hiç konuşmayan kadının şu anda konuşup konuşmayacağı merakla bekleniyordu. Yavaşça ayağa kalkan kadın:
           - Soruyorum hangi kadın, hangi gerçek eş böylesi bir duruma katlanırdı doğrusu merak ediyorum. Bu tiyatrovari davadan çıkacak sonuç, belki de bunun cevabını verir. Teşekkür ederim, dedi.
           - Teşekkür ederim Yasemin Hanım, dava sonucu saat 15 00 de burada açıklanacaktır. Teşekkür ederim dedi Baş Hâkim.
           Verilen moladan sonra Hâkimler Heyeti, mahkeme salonuna tekrar girdiler. Tüm medya çalışanları, kameralarını Hâkimler Heyeti’nin ve davanın taraflarının yüzlerine odakladılar. Meraklı bekleyiş, gözlerden okunuyordu. Alınan görüntüler, e-gazetelerde ve cep telefonlarının internet sayfalarında gözükmeye başladı. Üç boyutlu TV yayını yapan Euro Court kanalı hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyordu. E- gazetelerde çıkmaya başlayan Halk Jürisi Oylamasının ilk analiz sonuçlarına göre Gülsu’ya sempati ile bakanlar büyük çoğunlukta idi. Binlerce kişi ise kendisi ile tanışmak istiyordu. Fiziği, sesi, tavrı ile milyonları etkilemişti. Yasemin Hanıma daha çok kadınlardan destek gelmekte ise de haksız bulanlar da oldukça fazlaydı. Üretici şirket ise olumlu oy oranını artırmış, yurt içi ve dışından gelen kutlama mesajları şirket yetkililerini sevindirmişti.
           Baş Hâkim yine gülümseyerek mahkeme salonunu bir uçtan diğer uca kadar gözleriyle süzdü ve sonra tane tane konuşmaya başladı:
           - Kararı açıklıyorum. Karar metnini okumamı bitirdiğimde, karar metni tüm tarafların ve medyanın cep telefonlarına ve tüm taşınabilir elektronik cihazlarına gönderilecektir. Salonda hafif bir uğultu sesi duyuldu.
           Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 ncü Yıl Anayasası ve mevcut diğer yasa hükümlerine göre;
           Her ne kadar Bölge İdare Mahkememiz boşanma davalarına tek başına bakmamakla birlikte, her iki tarafın mahkeme öncesi ortak yazılı kararı ve mahkemelerin iş gücü kaybını önleme maksatlı geçici yetki maddesine dayanarak eşlerin “Şiddetli Geçimsizlikten” boşanmalarına, tarafların birbirlerinden tazminat istekleri olmadığı için mevcut mal varlıklarının eşit oranda paylaşılmasına, Bayan Yasemin Eroğlu’nun, Türkcan Robotik Hizmetler Şirketi’nin üretmiş olduğu hümanoide vermiş olduğu maddi zararın kendisinden tazmin edilmesine, ayrıca söz konusu şirkete vermiş olduğu manevi zararın düzeltilmesi ve bu tür üretim model ürünlerine önyargılı ve saldırgan yaklaşımının yanlışlığını göstermek amacıyla ilgili şirketin Kalite Kontrol ve Paketleme Bölümünde tespit edilecek bir zamanda bir ay süre ile her gün iki saat ücretsiz çalışma kamu cezası almasına,
           Cankut Eroğlu tarafından hümanoid ürün modeline karşı gösterilen sevgi ifadesi olan sözler ile öpme eylemlerinin, sadece sevgi işaretleri olduğuna ve bu davranışların her iki tarafta da cinsel ve duygusal yakınlaşmaya varabilecek davranışlara neden olamayacağına; dolayısıyla bu davranışların aile kurumunun bütünlüğünü zedeleyici davranışlar olarak nitelendirilemeyeceğine, Türkcan Robotik Hizmetler Şirketi’nin üretmiş olduğu ürün modelinin yasal olmayan bir nitelik taşımadığına ve söz konusu ürün veya benzer ürün üretim modellerinin günlük hayatta yasal olarak kullanılabileceğine, oy birliği ile karar verilmiştir.
           Ayrıca, özellikle “Örnek Hümanoid Yazılımı” kullanımının diğer şirketlere de tavsiye edilebileceği ve bu özelliğin yetkin bir heyet tarafından geliştirilerek kişilere farkındalık kazandırmak üzere çeşitli alanlardaki diğer hümanoid modellerde kullanıma sunulabileceği değerlendirilmektedir.
           Gerekçeli karar, bir hafta içinde taraflara elektronik olarak gönderilecektir. Taraflar itirazlarını bir üst mahkemeye yapabilirler, teşekkür ederim. Geçmiş olsun.
Büyük bir uğultu koptu. Mahkeme salonunda birbirlerini kutlayanların sesleri ortalığı kapladı. Birkaç cılız protesto sesi de geldi. Euro Court TV Kanalının bir e-gazetecisi, kameramanla birlikte salondan ayrılmakta olan Baş Hâkime bir soru yöneltti:
           Efendim, karar öncesi verilen molada, Halk Jürisi analiz sonuçlarının ayrıntılarını da incelediğinizi öğrendik. Bu analiz sonuçlarının verdiğiniz karara etkisi oldu mu acaba?
           Baş Hâkim mahkeme kürsüsünün üstünde yazılı duran söze baktı, e-gazeteci, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” sözünü gördükten sonra tekrar Baş Hakime döndü. 
           - Yorum yok, yorumumuz verdiğimiz karardır dedi Baş Hâkim.
           Efendim, peki siz de evinize böyle bir model alır mıydınız?
           Baş Hâkim, henüz yeni kırlaşmaya başlayan saçlarını eliyle tarayarak sağ kaşını kaldırdı ve muzip bir şekilde güldü:
           Bilmiyorum, eşime sormam lazım, dedi. Gülüşmeler duyuldu.
           Medya ordusunun çoğu, Cankut Bey ile hemen yanında bulunan Gülsu’nun yanındaydı.
           Soruların ardı arkası kesilmiyordu:
           Cankut Bey, artık Gülsu ile birlikte mi yaşayacaksınız?
           Cankut Bey, başka birisi ile evlenmeyi düşünüyor musunuz?
           Cankut Bey, Gülsu’yu öperken görüntünüzü alabilir miyiz?
           Gülsu’ya soru sormak isteyen bir elekro- gazeteci dayanamadı ve:
           Hanımefendi, sonuçtan memnun musunuz? dedi. Sonra etrafındaki çalışma arkadaşlarının kendisine muzipçe gülümsediklerini gördü. Soruyu soran muhabir iki elini yana açıp dayanamayıp güldü:
           Hakim bile hanımefendi demedi mi? dedi.
           Cankut, Gülsu’ya doğru eğilip fısıldadı:
           Artık Yasemin yok, Gülsu dedi. Medya ordusuna da dönerek:
           Tabii evlenebilirim, Gülsu’yu kabul edebilecek birisiyle…
           Gülsu olanca samimiyeti ve tebessüm eden yüzüyle Cankut’un elini tutarak yanında zorlukla ilerlerken medya görevlilerine ara sıra:
           Lütfen… lütfen… diyordu.
           Bir ara bir elektro-gazeteci “ Birbirinize çok da yakışıyorsunuz doğrusu” dedi. Gülsu’nun elbisesi ile aynı renkteki koyu turkuaz gözleri açıldı ve kikirdedi:
           - Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim.

Caner Keler - 2027/88.Dava

28.12.2008 *dostsite.org*



 
 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 20 Ocak 2019 Pazar Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...