dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

İç Gücünü Tanımak

YAZICI DOSTU


           İçimizdeki gücün anlamı, duygularımızı daha iyi kont­rol altına alarak onları maniple etmek değildir. Aksine onları kendi akışına bırakarak bizi, hiç tanımadığımız alanlara götürmesine izin vermektir. Bazen duygular öylesine bek­lenmedik yerlerde bize mesajlar verir ki, gittiğimiz bir yerde üç dakikadan fazla kalmayı düşünmediğimiz halde epey bir süre kalabiliriz çünkü o deneyimden alacağımız bir ar­mağan vardır. Yaşadıklarımızdan hoşnut olmasak bile bu süreci yaşarız.

           Duyguların mesajını anlama yetisini kazandıkça, onların yoğunlaştığını hissederiz. Aslında bu yoğunlaş­ma, duyguları tanıma ve duygularla işbirliği yapma kapasitemizin arttığının göstergesidir. Bedenin bize verdiği işaretleri bile anlamaya başlarız. İlaç ya da hap çö­zümler bularak belirtileri ortadan kaldırmayı düşün­meyiz o zaman. Hastalıkların belirtilerinin duygusal şif­resini anlamaya başlarız. Duygularımızın rehberlik et­mesine izin verdikçe de duygusal netliğimiz artar.

           Duygusal gelişim, olumsuz olarak nitelenen duygula­rın ortadan kalkması değildir. İçinde yaşamı barındıran bir gölde yosun da vardır, balık da. Böcek de vardır, çiçek de. Yosun ve böcek kötü, balık ve çiçek iyi mi? Balığın ve çiçeğin, o yosundan ve böcekten beslendiğini unutmayalım. Bu göl bazı mevsimlerde berrak görünür, bazı mevsimler­de bulanıktır. Tüm bu bulanık ve berrak zamanlar gölün canlı kalmasını sağlar. Bulanık zamanlar, özellikle ilkba­har ve sonbaharda yosunun artış zamanıdır. Balıkları ve çiçekleri besleyen böceklere gereken besini temin etmek içindir.

           İnsanın içindeki gücü tanıması, onu diğer insanlardan üstün kılmaz. Sadece kullanabileceği kaynaklar, kendisiyle, başkalarıyla ve evrenle iletişimini arttırır. Tıpkı ya­bancı bir dil bilmenin yararları gibi. Bu insanın kendi doğası­nın dili. İngilizce, Fransızca öğrenmek için verdiği zaman ve emek kadarını bile hak etmiyor mu? Birbirinin dilini bilmeyen iki insan, neyle anlaşıyor? Duyguların diliyle. Aynı dili konuşmayan iki insan âşık oluyor. Hangi dille ile­tişim kuruyorlar? Duyguların dili gerçektir, değerlidir, ya­rarlıdır.

           Duyguların dili, insanı ruhsal boyutlarının derinlik­lerine götürür. Ruhunun karanlık bölgelerindeki çığlığın sesi ancak duygularla hissedilir. Derin soruların, derin bağ­lantıların, derin acıların, derin dehanın bütünle olan bağlantıları duygularla bulunur. Bizleri Bir Olanla bir­leştiren her şey duyguların kodlarını çözmekten geçer. Gerçek Spiritüellik budur.

           Spiritüellik, mükemmel olmak, dokunulmaz üstün in­san olmak değildir. Bazı düşünsel, duygusal, cinsel, davra­nışsal yasakların spiritüel öğreti olarak sunulduğu, bazı duyguları hissetmenin günah olduğu bir yaşam değildir. Spiritüellik, çekinmeden kendine ve başkalarına düşme kalkma iznini vermektir. Bu derin anlayışa ulaşmak için tüm yaşamla, tüm diğer insanlarla, hayvanlar­la, bitkilerle, evrenle bağlantımız olduğunu hissetme yolculuğudur spiritüellik. Spiritüelliği Anadolu kültüründe en iyi Bektaşi felsefesi anlatır. Bu Bektaşi ruhudur. Derviş gönüllüdür bazı insanlar. Özgürlük içindedir der­viş. Yaşamdan keyif alır. İnsanlar düşe kalka bir yolculuk içindedirler. Bazen egolarına yenik düşerler. Kendimizle mücadelede yenik düşeriz ama kendimizi bıraktığımızda kazandığımızı fark ederiz.

           Hayatınız gittikçe daha haz, neşe, doyum anlarıyla dolu olu­r. Hayat anlarını hangi duyguların eşliğinde dolduraca­ğınızı, davranış seçimlerimizle belirleriz. Zaten yolumuzdan çıktığımızda duygularımız feryat eder. Bu yolda yürürken, başka insanların yolculuklarında onların acılarına, öfkelerine, suçluluk duygularına, mutlu­luklarına, sevinçlerine, hazlarına daha duyarlı hale geldiği­ni fark ederiz. İnsanların bağımlılıklarını, yalnızlıkları­nı, bedenlerinden kopma anlarını, inatçılıklarını, yadsıma­larını, iyileşmeye karşı isteksizliklerinin ikincil kazançları­nı, incinmelerini, aynı sorunları tekrar ve tekrar yaşadık­ları halde yardımı reddetmelerini anlayabiliriz.

           Bunların hepsini biz de yaptık ve eskisine göre seyrek ara­lıklarla olsa da yapmaya devam ediyoruz. Her karanlığın bir aydınlığa çıktığını bilirsiniz. Kimsenin gerçekte kurban olmadığını, doyum bulduğu bir çıkarından vazgeçmek istemediği için kurban rolü oynamaya devam ettiğini göre­biliyoruz. Artık kendinin kendine, başkalarının kendileri­ne söylediği yalanların savunma mekanizmalarını anlaya­biliyoruzdur. En azından kendimize söylediğimiz yalanlara, ken­dimizi kandırmacalara artık inanmayız. Yine de arada bir kendimizi kandırmaya çalıştığımıza şahit oluruz.

           Bilinçli ya da bilinçsizce duyguların armağanına ulaşmaya çalışıyoruz. Bilinçli olma bize daima daha hızlı yol aldırır. İnsanları kurtarmaya çalışma! Belki onların ihtiyacı budur. Hazır olduklarını hissettiğinde ve talep ettiklerinde yardım elini uzat. Acı, ancak deneyimlendiğinde ve anlaşıldığında son bulur. Sevdiklerinin acılarını dindirmeye çalışma. "Mer­hametten maraz doğar" sözünü hatırla. Ama güçlerini, netliklerini, duyarlılıklarını artırmaları, kendi derinliklerinde yolculuk etmeleri için onları daima destekleyin.

           İnsanların acılarından ne kazandıklarını asla bilemeyiz. O acılara katlanmayı sürdürdüklerine göre ihtiyaçları vardır. Herkesin içinde değişme kapasitesi var. Değişmeyi ve iyileşme zamanını kişi kendisi seçiyor ya da seçemiyor. Düşüncelerinin, duygularının, davranışlarının, sanat anlayı­şının, müzik seçimlerinin, hayallerinin, meditasyonunun, okumayı seçtiği kitapların, izlediği filmlerin, egzersiz yollarının, dan­sının, kahkahalarının, uyku düzeninin, beslenmesinin, ruh­sal birikimlerinin, duygusal realitesinin, zayıflıklarının, gelişkin boyutlarının, kızdıklarının, sevdiklerinin hepsi kişinin kendisi oluyor.

           Gerçek Ruhsal Zekâ, kendini tanımadığının farkında ol­manın ve kendini merak etmenin bilincidir. Kendini bilen Evreni bilir, kendini bilen Tanrıyı bilir. Duyguların şif­resine ancak merakla ulaşabiliriz. Duygularını muhteşem bir balo elbisesi yaratmanın malzemeleri olarak düşün. Bu malzemeleri en uygun ve uyumlu biçimde dikerek kullandığında gerçek elbiseni giyebilecek, nihai amacını bulabileceksin. Bu sihirli balo elbisesi Sevgi'nin anlayışıdır. Sevginin Yüksek Bilincimizle buluşmak ve Yüksek Ben­liğimizi deneyimlemek olduğunu hiçbir zaman hatırdan çıkarmayalım.

Ruhsal arşiv

04.01.2008



 
 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 20 Ocak 2019 Pazar Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...