dost_site dost_site
Dost Site Anasayfası
dost_site
dost_site dost_site
dost_site
dost_site

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
                                      Mevlana 


dost_site
Dost Site Anasayfası ayrac Hakkımızda ayrac Yazılar ayrac Forum ayrac İletişim
 
 

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK

 

Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...


 


 


Ahmet Baytaş


15 Mart 2012 Salı


"Eğer şimdiye kadar İngiltere’de 60, Amerika ve Kanada’nın tamamında 700’ün biraz üzerinde ve Avrupa’da 500 civarında kelebek türü kaydedildiğini düşünecek olursanız, Türkiye’nin ne kadar özel bir konumda olduğunu fark etmeye başlarsınız.


Kuzeydoğu Anadolu’yu ilk ziyaretimde, bir hafta içinde iki kilometre karelik bir alanda Türkiye’deki yaklaşık 380 türün 100 tanesinden fazlasını gördüm. Ilıman kuşaktaki başka hiçbir yerde, böyle küçük bir alanda, bu kadar çok kelebek görmemiştim; ne Batı Amerika’nın büyük bakir bölgelerinde, ne Kanada’nın Kayalık Dağları’nda ne de İsviçre Alpleri’nde. Kuzeydoğu Anadolu’nun nefes kesen güzelliği ile de ayaklarım yerden kesilmişti; onun heybetli dağları, muhteşem alpin çayırları ve hepsinden önemlisi, kır çiçekleri, böcekler ve kuşların olağanüstü çeşitliliği.

İğne yapraklı orman kenarları ve gür alpin ve subalpin çayırların birleşimi, Çoruh Nehri’nin kuru ve taşlık kıyıları ve İspir’den Rize’ye dağlar üzerinden giden ana yol boyunca yer alan çiçekli yamaçlar, Türkiye’de bulunan tüm kelebek türlerinin yüzde 60 ila 70’ine ev sahipliği yapar. Sadece tür sayısı değil, kelebeklerin ne kadar bol olduğu da şaşırtıcı idi; küçük, çamurlu bir yaya köprüsü civarında, ıslak çamurdan mineraller içen birkaç düzine türe ait belki 1.000 bireyi bir arada gözlemledim. Türkiye’deki bu ilk kelebek gözlem seyahatim 1999 yılında idi. O zamanlar Türkiye’nin kelebek faunası hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor ve ne beklemem gerektiğini tahmin edemiyordum. Bu unutulmaz deneyimimin ardından, New Jersey’deki evime doğru uçağıma bindiğimde çoktan bir sonraki gezimin planlarını yapmaya başlamıştım. Daha Atlantik Okyanusu’na ulaşmadan, Türkiye’nin kelebekleri üzerine bir rehber hazırlamaya karar vermiştim. Ama neden kelebek türlerini korumalıyız? Neden kelebek popülasyonlarını izlemeliyiz? Neden Türkiye’deki kelebeklerin kırmızı listesini oluşturmalıyız? Bu gibi sorulara cevap verirken, genellikle ahlaki ve estetik argümanları pragmatik olanlara tercih ederim. Ben tüm canlıların kendine özgü değerleri olduğuna ve korunmayı hak ettiklerine inanıyorum. Zaten kim kelebekleri sevmez ki? Korunmalıdırlar çünkü onlar zarif, renkli, kırılgan ve evrensel olarak popülerdirler ve çünkü onlar tüm dünyada yüzyıllardır özgürlük ve güzellik ile ilişkilendirilmişlerdir. Tabii ki, pratik nedenler de vardır. Kelebekler insan sağlığı için gerekli olan çevre sağlığının mükemmel göstergeleridir. Bir bölgedeki kelebek popülasyonlarındaki düşüş, genellikle o çevrenin bozulduğuna işaret eder. Kısacası, kelebeklerin yereldeki çeşitlilik ve sayılarının izlenmesi çevre korunmasında önemli bir araç olabilir.


Ayrıca, tür çeşitliliği biz insanlar için oldukça yararlıdır; bir bitki veya hayvan türünün neslinin tükenmesi, sahip olabileceği eşsiz veya faydalı niteliklerin sonsuza dek yok olması anlamına gelebilir. Kelebekler önemli polen taşıyıcılardır ve birçok türünün doğal çevremizin vazgeçilmez parçaları olan karıncalar, kuşlar, kertenkeleler ve diğer yaban hayatı ile önemli ilişkileri vardır. Son olarak, tek bir türün bile yok olmasının, tüm canlıların karmaşık şekillerde birbirleriyle ilişkili olduğu bütün bir ekosistemin dengesini olumsuz yönde etkileyebileceği günümüzde iyice anlaşılmıştır. Ne yazık ki, günümüzde Türkiye’de doğal yaşam alanlarının tahribi endişe verici bir hızda devam etmektedir. Büyük şehirler ve küçük kasabalar etrafında kalan çayırlık ve fundalıklar konut yapımı ve alışveriş merkezleri için kullanıldıkça; sulak alanlar tarım veya endüstriyel kullanım için kurutuldukça; değerli kıyı çalılıkları ve kumullar turizm için yok edildikçe; geleneksel tarım uygulamaları yoğun ticari tarım ve zirai ilaçların fazlaca kullanılmasını gerektiren monokültür tarım ile yer değiştirdikçe; sürdürülemez ve zararlı madencilik uygulamaları ve baraj ve hidroelektrik santrallerinin yapımı hem Kuzeydoğu hem de Güneydoğu’da sahip olduğumuz eşsiz doğal yaşam alanlarını yok ettikçe; tatlı su kaynaklarının artan ticarileştirilmesi telafi edilemez bir şekilde Türkiye genelinde yaşam alanlarını yok ettikçe ve buna benzeyen tüm diğer olaylarla, hızla birçok kelebeği ve diğer yaban hayatını kaybediyoruz. Tüm bu nedenlerle, Türkiye’deki çevreciler büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Yine de, kelebeklerle ilgili iyi haberler de var. Türkiye’de, on yıldan daha az bir süre öncesinde, arazide birçok kelebeği tanımlayabilen muhtemelen iki ya da üçten fazla kelebek gözlemcisi yoktu. Kelebeklerin tanımlaması, dağılımı ve durumları hakkında doğa korumacı, yönetici veya sadece doğa ile ilgilenen sıradan insanların kolayca ulaşabileceği neredeyse hiçbir bilgi bulunmamaktaydı. Halbuki, kelebekleri tanımlama bilgisine sahip olmak ve onların doğal tarihleri ile ilgilenmek, ve kelebeklere tutkuyla bağlı olan bir seçmenler grubu olmak, onların korunması için en gerekli unsurlardan bir tanesi. Çok az kişi bilmediği varlıklara tutkuyla bağlanır. Neyse ki, günümüzde kelebeklerin tanımlanması ve korunmasıyla ilgilenen pek çok nispeten genç, enerjik insan bulunmakta. Kelebeklerle ilgili kitaplar, posterler ve broşürler daha kolay ulaşılabilir halde. Nihayet Doğa Koruma Merkezi (DKM) altında, saha araştırmalarını üstlenen ve kelebekler hakkında veri toplayan bir doğa araştırma grubu yer almakta. Birçok kelebek gözlemcisinin saha çalışmaları ve DKM çalışanlarının yoğun çabaları sonucunda, Türkiye’deki kelebeklerin kırmızı kitabı ile birlikte şimdi Türkiye’deki 380 civarındaki kelebek türünün dağılımı ve durumu konusuna oldukça hâkim durumdayız. Bu kitabınTürkiye’deki kelebek koruma tarihinin en önemli gelişmelerinden biri olacağına hiç şüphe yoktur.

Türkiye’deki nadir ve tehlike altında olan türler hakkında daha fazla bilgi edinmeye devam etmemiz, periyodik olarak durumlarını yeniden değerlendirmeye almamız ve yaşam alanlarının korunmasına yardımcı olmamız gerekir. Aynı zamanda toplumu doğayla olan bağlarını yeniden kurmaya teşvik etmek ve kelebekleri korumaları için yerli fauna ve florayı takdir etmelerini sağlamak konusunda çalışmalıyız. Çevreci içgüdülerimizi kendiliğinden harekete geçiren kelebeklerin popüler cazibesini kullanarak doğal yaşam alanlarımızı korumak için daha iyi bir şansımız olabilir."


Kaynak: Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi


 



 
 
 
 
Sigarayı bırakmaya hazırlanırken beynin yapısı değişiyor
Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı.

Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?
Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkileri ortaya çıkardı.

Dünyanın en büyük radyo teleskopu Çin’de şekillenmeye başladı
Çin’in Guizhou bölgesinde kurulan ve yarım kilometre çapındaki devasa radyo teleskopa çok sayıda yansıtıcı üçgen çelik panel yerleştirildi. Tamamlandığında bu dev çanakta toplam 4.400 panel yer alacak.

BİYOLOJİK BİLGİSAYAR KEŞFEDİLDİ, SIRADA BİYOLOJİK İNTERNET VAR
Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

KELEBEKLER YOKSA SAĞLIK DA YOK
Türkiye'nin Kelebekleri Doğa Rehberi kitabının yazarı Ahmet Baytaş, Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi adlı kitap için bakın neler yazmış...

ÇÖLDE BİNLERCE MOR KÜRE BULUNDU
ABD'nin Arizona eyaletinde bulunan Tuscon şehrinde esrarengiz mor küreler bulundu.

GELECEĞİN YÜZEN ŞEHİRLERİ: LILYPADS
Gerçekten yüzen şehirlere ihtiyaç var mı? 21.yüzyılın başlarında, etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz küresel ısınma...

KEDİ TOLDO SAHİBİNİN MEZARINA HEDİYE TAŞIYOR
İtalya’da sahibinin ölümünün ardından mezarının yerini keşfeden Toldo adlı kedi bir yıldır her gün mezarlığın yolunu tutuyor, sahibine hediyeler götürüyor.

YUNUSLAR İNSANLARA HEDİYE VERİYOR
Bir grup biyolog yunuslarla ilgili bir süredir araştırma yapıyordu. Araştırmanın sonuçları şaşkınlık uyandırıcı... Avustralya'nın Tangalooma Adası sahilinde yapılan araştırmada yunusların insanlara hediye getirdikleri ortaya çıktı.

SİİRT’TE PARANORMAL YANGIN OLAYLARI
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. A.A. 23 Aralık. 2012
 
 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Yazılar | Forum | Ziyaretçi Defteri | Linkler | İletişim
Son Güncelleme: 2 Nisan 2017 Pazar Bu Sitenin Web Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...